Oyun, hayatın provasıdır

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından müfredata da alınan zeka oyunlarına dair Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü AR-GE birimi Öğretmen Akademisi Koordinatörlerinden İbrahim Halil Demir ile konuştuk. Oyun yazarı ve zeka oyunları eğitmeni olan matematik öğretmeni Demir, ‘Bilgin Bursa’ ve başkaca birçok oyunun eğitimdeki önemini anlattı. Demir, şöyle konuştu: “Tüm medeniyetler oyunla başlar teorisinin üzerinden devam edersek öğrenmek, mutlu olmak, eğlenmek, rekabet etmek, hırslanmak yaşamın kendisidir. Bu duyguların tamamı oyun içinde vardır. Dolayısıyla yaşamın bizzat kendisi bir oyundur.”

 

Canan GÜLEÇ

 

Kurgusu, içeriği ve tasarımı ile Türkiye’nin ilk yerli şehir oyunu ‘Bilgin Bursa’, Bursa Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Bursa Kültür AŞ tarafından çıkarıldı. ‘Bilgin Bursa’, çocukların yaşadıkları şehri daha yakından tanıyabilmeleri fikrinden doğdu. Oyun, Bursa’nın tarihi ve kültürel özelliklerini de içerecek şekilde tasarlandı. Oyun; Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü AR-GE birimi Öğretmen Akademisi Koordinatörlerinden İbrahim Halil Demir, Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Naci Cangül, Matematik Öğretmeni Tahsin Üstündağ ve Sınıf Öğretmeni Suat Sönmez’den oluşan ekip tarafından oluşturuldu. Bilgin Bursa, Milli Eğitim Bakanlığı’nın çocukların yaşadığı şehri daha yakından tanımaları için müfredata aldığı ‘şehri tanıma’ derslerine alternatif bir materyal olma özelliği de taşıyor. Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü AR-GE birimi Öğretmen Akademisi Koordinatörlerinden İbrahim Halil Demir, oyun yazarlığı ve zeka oyunları eğitmenliği yapan bir matematik öğretmeni. Demir’le Bilgin Bursa’nın hazırlanma sürecini, kazanımlarını, eğitimde oyunun önemini ve doğru oyun seçiminin nasıl yapılması gerektiğini konuştuk.

 

Oyuna eskiden çocukların eğlencesi olarak bakılırdı. Dünyada ve ülkemizde oyun ne zamandan beri eğitimin bir parçası olarak görülüyor? Bu kabul nasıl gelişti?

Aslına bakarsanız oyun denince akla hala çocuk gelir. Oysa oyun her yaşta insanın bir iletişim aracıdır. Bugün birçok konuda oyunla eğitim veriliyor. 22 yıl önce başladığım öğretmenliğimin ilk gününden bugüne dek oyunu hep kullandım. Dünyada ve bizde oyun eğitimin resmi bir parçası olmasa da gayri resmi bir parçasıdır, olmaya devam edecektir. Çocukluğumda eğitimde oyun ile ilgili bir anekdot hatırlamıyorum.  Oyun daha çok eğlenceyi çağrıştırdığı için sanırım bizde öğrenmeyi engelleyici bir unsur olarak görülmüş. Sınıf için “burası oyun yeri değil” gibi cümlelere çok şahitlik ettik. Tam resmi bir tarih olmasa da MEB 2013 yılında ilk resmi oyun (zekâ oyunu) kursu açmış 100 öğretmeni 30 saatlik eğitimde geçirerek eğitimin içine oyunu koymuştur. MEB tarafından yayınlanan “Eğitim Takvimi” ile eğitimde oyunun kabulü resmileşti diyebilirim. Son olarak Mart 2020 tarihli aylık olarak yayınlanan  “bizden” gönderisinin konusu nu tamamıyla oyuna ayırarak oyunun eğitimin bir parçası olduğunu umuma ilan etti.  Aslında oyun denince akla insanın yaşamı gelir. “Tüm medeniyetler oyunla başlar” teorisinin üzerinden devam edersek öğrenmek, mutlu olmak, eğlenmek, rekabet etmek, hırslanmak… vb yaşamın kendisidir. Bu duyguların tamamı oyun içinde vardır. Dolayısıyla yaşamın bizzat kendisi bir oyundur. Doğum ile başlar ölümle bitter. Sadece çocuklara ait bir eylem olamaz. Son 3 yıldır daha çok öğretmen ve ebeveyn eğitimleri yapıyorum. Neden biliyor musunuz?  İyi bir anne-baba ve iyi bir öğretmen olmak için oyun bilmeniz gerekiyor. Oyuncu anne, oyuncu öğretmen ve oyuncu baba olmak zorundasınız.

“ÖĞRETMEN VE EBEVEYNLERİN OYUNU CİDDİYE ALMALARI GEREKİYOR”

Yapılandırılmamış geleneksel oyunların çocuğun öğrenmesine etkileri nelerdi?

Köylü, kentli, zengin, yoksul her çocuk bulunduğu yerin ve dönemin etkisi altında kendi koşullarını barındıran farklı oyunlar oynamıştır. Yapılandırılmamış oyunun, çocuklar üzerinde hayal gücü, yaratıcılık ve empati gibi önemli etkileri vardır. Bu oyunlar çocuğun kendisini daha net ifade etmesini, yeteneklerini, dile getiremedikleri duygularını ve sorunlarını kendi kurdukları oyunlar ile dışa vurmalarına fırsat tanır. Bireysel veya grup halinde oyunun tüm kurallarına, kiminle oynayacağına oyunda kullanacağı argümanlara kendisi karar verir. Örneğin; bir tahta parçası yetişkinlere bir şey ifade etmezken bir çocuğun hayal gücünde uçak olur, araba olur,  yılan olur ya da dünyayı değiştirdiği bir kumanda olur.  Oyun çocuğa problem çözme yeteneği, iletişim kurma becerisi, kendi deneyimleriyle öğrenme ve hayata hazırlanma provasını sunar. Tüm çocuklar keşfedilmeyi bekleyen cevher gibidir.  Onları anlamanın, tanımanın ve keşfetmenin en iyi yoludur oyun. Özelikle öğretmen ve ebeveynlerin oyunu ciddiye almaları gerekiyor. Oyunu çocukları avutma yöntemi, vakit geçirme ya da sadece eğlence olarak düşünmemeleri gerekiyor.

   OYUN TASARLAMA MATEMATİĞE ÇOK BENZİYOR

Siz oyun tasarımlarına nasıl başladınız?

Aslında çocukluğumdan beri matematiğe inanılmaz bir ilgim ve yeteneğim var. Bunu öğretmenlerim de söylerdi. Ortaokul matematik öğretmenime bir problemin kaç değişik yolla çözülebileceğini hep anlatırdım. Tek bir yol ve yöntemle asla yetinmezdim. Babam eve radyo almıştı. Radyonun çıkardığı sesi değil, radyonun nasıl yapıldığını bu sesin nerden geldiğini anlamaya çalışır arkasını açar kurcalardım. Yani hep nasıl olabilir ve daha nasıl iyi olabilir ile ilgilendim. Matematiğin problem çözme bilimi olmasının yanında, problem çıkarma gibi bir görevi de vardır. Yani hem sorunu üretme hem de sorunu çözme bilimidir. Bu yönüyle oyun tasarlama matematiğe çok benziyor. Önce sorunu sonra da o sorunu çözecek, eğlendirecek, öğretecek, mutlu edecek… vb oyunu düşünmeniz gerekiyor. Çok net diyebilirim ki matematiğin oyun tasarlamam üzerinde ciddi bir etkisi vardır. Diğer bir etken de öğretmenliğe başlamamdır. Matematik gibi zor bir dersin öğretmeni olmak hem avantaj hem de dezavantajdır. Matematik, dinlenerek öğrenilen bir ders değildir. Matematiği yaşamın içine indirgemeniz gerekiyor. Günlük yaşamda ne olduğu ne işe yaradığı ve öğrencilere nasıl sevdirebileceğimi düşündüm. Köyde çocukluğumda oynadığımız oyunlar ve onların bende bıraktığı harika duygularla oyunu tekrar hatırladım. Adeta oyunu yeniden keşfettim. Matematikte oyunun ne kadar etkili olduğunu gördüm. Matematiği ve öğretmeni sevdirmek için oyun mükemmel bir araçtır. Ancak o yıllarda oyun bulmak hele matematik oyunu bulmak nerdeyse imkânsızdı. Yurtdışındaki fuarları takip ettim. Bu arada ufak tefek oyunlar da bulmaya oynatmaya başladım. Derslerimin son on dakikalarını hep oyun oynatmaya ayırdım. Oyun tasarımları yapmaya başladım. Çocuklara olan sevgim ve “eşek ölür kalır semeri insan ölür kalır eseri” prensibi doğrultusunda insanlık için kalıcı eserin oyun olduğuna inanarak sürekli oyun yapmaya devam ediyorum. Biri bitince diğerine geçiyorum. Bir yazarın bir kitap bittiğinde diğerine geçmesi gibi.

 

Bugüne dek tasarladığınız oyunlardan bahseder misiniz?

İlk oyun denemelerim 1998’de başladı. Aslında ilk oyun denemelerimi çocukluğumda yapmıştım. Ülkemizde insanlar oyun üzerine hiç düşünmüyorlar. Ya beğenilen oyunların aynısını yapıyorlar ya da ithalat yapıyorlar. Ben tam çok riskli de olsa tersini yaptım. Yeni oyunlar yapmak için para harcadım, zaman ayırdım, araştırdım ve çok çalıştım. İlk profesyonel oyunlarımı Newtoys markasıyla çıkardım. Örneğin “Kota Big” oyunum inanılmaz tuttu. An itibariyle 3 firma taklidini yaptı. Çocukların en sevdiği oyunlar arasında sayılıyor bugün. “Hızlı Matematik” oyunum bugün birçok ilkokul öğretmeninin kullandığı bir oyun. “Kelime Avcısı” oyunum çok rahat diyebilirim ki en iyi kelime oyunlarından biri olma özelliği taşıyor. 2018’de  Newtoys markasını ve oyunlarımı  sattım. Ancak oyun konusundaki bilgi ve tecrübemi oyun tasarlayarak devam ettirdim ve ediyorum. 2019 yılı sonuna doğru elimde olan yeni oyunlarım Toli Games markasıyla çıkmaya başlandı. “BİLGİN TÜRKİYE, HİD-IQ, OFUU MATEMATİK, QUİK MATH, İBON, DA-GA” gibi oyunlarım yeni. Burada tamamını saymıyorum. Bunlar en çok bilinenleri. İki oyuna özel parantez açmak isterim. WECODE ve BLACK MAX bu iki oyunun en önemli özelikleri ülkemizde yapılmış ilk ve tek strateji oyunu olmaları. Bu oyunlarla tek başıma uğraşırken son bir yıldır bir ekiple beraber çalışıyoruz. Bu ekipte Prof.Dr. İsmail Naci Cangül, Tahsin Üstündağ ve Suat Sönmez gibi birbirinden değerli eğitimcilerin yanında güçlü bir tasarım ekibimiz var. İlk oyun yazarı olmamın yanında ilk oyun yazar ekibi kurmak da bana nasip oldu. Tüm oyunlarda kutuların üzerinde yazarların ismi yazar. Bu da Türkiye’de ilk.

 

BİLGİN BURSA KENTİMİZİN SİMGELERİNDEN BİRİ OLACAK

Siz ve ekip arkadaşlarınız Türkiye’nin ilk şehir oyununa imza attınız. Fikir ve çalışma sürecini paylaşır mısınız?

Bu süreç aslında Bilgin Türkiye oyunu çıktıktan sonra ortaya çıktı. Bir şehrin tanıtımını çok değişik yollarla yapmak mümkün. “Bilgin Türkiye’den sonra Bilgin Bursa olur mu?” diyerek beyin fırtınası yaptık. “BİLGİN BURSA bu beyin fırtınası sonucunda doğdu. Oyunun proje aşaması ve yayına hazırlanması yaklaşık 4 ayımızı aldı. İlk şehir oyunu olma özelliğine sahip. Oyun aile ve grup oyunu olması açısından Bursa’yı tanıma, konuşma değerlendirme şansı sunuyor. Bursa’yı tüm yönleriyle oyunun içinde bulabiliyorsunuz. Bursa’yı eğlenerek öğrenmenin en iyi yolu/oyunu diyebiliriz. Projemizi Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne sunduk. Tam not aldı. Bursa Büyükşehir Belediyesi oyunumuza sahip çıkarak “Senin şehrin senin oyunun” sloganı ile Bursalılara sundu. Tasarladığınız bir oyunun reklamını bilbordlarda görmek insanı mutlu ediyor. Şunu ifade etmeliyim ki Bilgin Bursa oyunu çok kısa bir sürede kestane şekeri, İskender Kebap gibi Bursamızın simgelerinden olacaktır. “Bilgin Bursa” oyununu Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Naci Cangül, Sınıf Öğretmeni Suat Sönmez, Matematik Öğretmeni Tahsin Üstündağ hocalarımız ve tasarım ekibimizden Sevda Örnek’in emekleri ile ortaya çıkan bir projedir.

BAŞKA KENTLER İÇİN DE OYUN HAZIRLANACAK

Bu oyun hangi yaş grubu çocuklar için ne gibi kazanımlar sağlayacak?

6 yaş ve üzeri bütün yaş gruplarının oynayabilecekleri aile ve grup oyunudur. Hız, rekabet, odaklanma, dikkat, ilişki kurma, görsel algı, hafıza, yer kavram bilgisi, yön kavram bilgisi, harita bilgisi, yaşadığı yeri tanıma, tarih bilinci ve Bursa sevgisi gibi kazanımları vardır.

 

Oyunun başka şehirlere de uyarlanması söz konusu olacak mı?

Evet, bu konuda birçok ilden gelen teklifler var. Bu  teklifleri değerlendiriyoruz.. Önümüzdeki süreçte yeni şehir oyunları çıkacak. Bekleyen 14 il var.

 

Oyun tasarımcılarının eğitimci ve üreticiler tarafından yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

Olmayan bir mesleğe kimse destek vermez. Benimle başlayan oyun yazarlığı henüz çok yeni pek bilinmiyor. Oyun üreticileri yok denecek kadar az, dolayısıyla oyunun çıkması zaman alabiliyor. Fikirlerime değer ve para verecek kimse bulamayınca şirket kurmak zorunda kalmıştım. Eğitim konusuna gelince daha çok değer verilmektedir. Ben Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü Ar-Ge biriminde çalışıyorum burada yaptığımız projeler değer buluyor diyebilirim. İl Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Sabahattin Dülger ve Ar-Ge birim arkadaşlarım çok destek oluyorlar.

ZEKA OYUNLARI ARTIK MÜFREDATTA

Bir ülkede kendi oyun yazarlarının olması eğitime nasıl bir katkı sağlar?

Eğitimde oyunun rolü büyüktür. Bizim ülkemizde de ciddiyeti yeni yeni anlaşılıyor. Zekâ oyunları seçmeli ders olarak müfredata eklendi. Burada işi bilen insanların olması doğru yapılması oyunla ilgili olan herkesi geliştirir. Oyunda dışa bağımlılığı kaldırır. Oyunların tekel haline gelmesini engeller. Doğru ve farklı oyunların ortaya çıkması eğitime katkı sağlayacaktır.

 

Her yaş, ders ve içeriğe uygun oyun hazırlanabilir mi?

Elbette oyunları tasarlarken yaş grupları ve çocukların gelişim alanı dikkat ettiğim unsurların başında gelir. Bütün oyunlarımızda farklı kazanımların olmasına dikkat ediyorum. Oyunlar bazı yönleriyle dersleri destekler. Matematik dersini destekleyici Quick Math oyunu, Coğrafya ve tarih dersini destekleyici Bilgin Bursa, Bilgin Türkiye oyunlarını örnek gösterebilirim. Doğru seçilmiş oyunlar çocukların akademik başarılarına fayda sağladığı gibi IQ düzeyini 13 puan artırır.

OYUN TERCİHİNDE BELİRLEYİCİ UNSUR İHTİYAÇTIR

Yanlış içerik ya da çocuğun hazır bulunuşluğuna uygun olmayan bir oyun seçilirse bunun eğitime ve gelişime olumsuz etkisi olur mu?

Genel olarak şöyle söyleyebilirim. Oyun seçimini öğretmen ve ebeveynlerin yapmasını öneriyorum. Maddi kısmını dikkate almadan çocuğun yaşına, ilgi alanına, gelişim sürecindeki düzeye bakılarak oyun seçimi yapılmalıdır. Oyun tercihinde belirleyici unsur ihtiyaçtır.  Neye ya da hangi alana ihtiyaç varsa tercih o doğrultuda yapılmalıdır. Uzmanlara danışarak tercih etmek en doğru olanıdır. Yanlış oyun tercihi direk şu zararı olur, konusu zor bir konu ama faydası olmayacağını kesin söyleyebilirim.

 

Anne-babalar ve eğitimciler, oyun seçiminde nelere dikkat etmeli?

Tüm ebeveynlere tavsiyelerimi şöyle sıralayabilirim. Seçeceğiniz oyunlarda şu özellikler olmalıdır; Eğlenceli olmalıdır. Kuralları az, anlaşılabilir olmalıdır. Oyunun sonunda somut bir kazanım olmalıdır. (Örn. Kazanınca puan almak gibi) Oyun, kişinin özelliklerine ve yaş gurubuna uygun olmalıdır. Burada ayrı bir parantez açmam gerekiyor; Eğer kişide zihinsel bir engel yoksa ve oyun fiziksel bir güç gerektirmiyorsa 4 yaş üstü her birey, her oyunu öğrenebilir ve oynayabilir. Oyuna ait yedek parçalar temin edilebilir olmalıdır. Oyunun hedef ve kazanımları net bir şekilde belirtilmiş olmalıdır. Oyun seçiminde fiyat ilk seçenek olmamalıdır. Aile oyunları seçmek her zaman öncelikli tercih olmalıdır. Her sektörde olduğu gibi emeğe saygılı olunmalıdır. Bu alanda yerli zekâ insanlarının kurguladıkları oyunlar tercih edilmelidir. Hediye tercihlerimizde bu oyunlar öncelikli olmalıdır. İnsanlara zekâlarının gücünü anımsatmak, bireylerin düşünce dünyalarında yeni bir ufuk açmak en güzel hediye olsa gerek. Bu özelliklere sahip oyunlar tercih sebebi olmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir