Son Dakika

Meslek liseleri ve teknik öğretmenler

Merhaba.

Uzun süreden sonra tekrar görüşmenin heyecanı ile…

Üretim seferberliğinde en büyük aktörlerinden, hatta baş aktörlerinden birisidir meslek liseleri.
Ama nasıl?
Mevcut halleri, mevcut yönetmelikler ve kökleşmiş ön yargılarla asla olmaz.
Bırakın baş aktör olmayı set görevlisi bile olamaz.

Benim yazılarımı daha önce takip eden veya benimle iki çift sohbet etmiş dostlarıma defaatle söylediğim gibi, meslek liselerine olan bakış açımızı sil baştan gözden geçirmeliyiz.
Meslek lisesi okumuş birisi olarak ‘Eskiye göre değişen ne oldu?’ diye soracak olursanız, maalesef hiçbir şey değişmedi. Bırakın olumlu yönde bir değişikliği, eskiden tanınan hakları bile arar durumdayız.

Örneğin, Meslek Lisesini bitiren öğrenciler, kendi alanlarının teknik öğretmen okullarını tercih edip, teknik öğretmen oluyorlardı. Bu fakültelere sadece kendi alanından mezun öğrenciler gidebilmekteydiler. Meslek liseli öğrenciler sadece kendi alanında eğitim görmüş arkadaşları ile yarışıyorlardı.

Bu durum 1999 yılına kadar böyleydi. Sonraki yıllarda düz liseden, Fen ve Anadolu liselerinden mezun olanlara da bu hak tanındı. Onlar da ‘bari öğretmen olayım’ diye meslek lisesi öğretmeni olmak için Teknik Eğitim Fakültelerine akın ettiler.  Bu durum, hem meslek lisesi öğrencilerine büyük haksızlık oldu, hem de meslek liselerine eğitim için gelen öğrencilere haksızlık oldu.
Meslek deneyimi, mesleki bilgi birikimi lise seviyesinde bile olmayan test öğretmenleri sırf garanti maaşım olsun diye meslek öğretmeni diploması aldılar. Ve maalesef öğretmen olarak atandılar. Bu da yetmezmiş gibi mühendislik eğitimi görmüş reel söktürün zorlu şartlarına katlanamayan mühendisler teknik öğretmen olarak meslek liselerine atandılar. Bunun ne zararı var diyenler çıkabilir.
Meslek lisesi eğitimini, kültürünü almayan ahilik anlayışı ile büyümeyen insanlar, meslek lisesi ortamını ve öğrenci psikolojisini kavrayamadıkları için verimli olamadılar. Meslek lisesi çıkışlı olamayıp eline tornavida almadan test kitaplarının arasında, üretimden kopuk, hayattan kopuk, sosyallikten kopuk gençlerin, sırf test sorularına doğru cevap verdikleri için teknik öğretmen olmaları meslek liselerinin niteliğini de olumsuz yönde etkilediler.

Bugün ki durumda çok üzülerek söylüyorum ki meslek liselerine öğretmen yetiştiren fakültelerin tamamı kapatılmıştır. Düşünsenize üretim diyoruz, “meslek lisesi memleket meselesi” diyoruz, lakin bir sonra ki kuşağı eğitecek meslek lisesi öğretmeni yetiştirmiyoruz.

Biz türümüzün son örneğiyiz. Bizden sonra TEKNİK ÖĞRETMEN diye bir öğretmenlik alanı tarih olacak.
Bazen öğrencilerim soruyorlar: “Biz de sizler gibi meslek lisesi öğretmeni olmak istiyoruz. Hangi fakülteye gitmemiz gerekiyor?” Verecek cevap bulamıyoruz, mahcup oluyoruz, meslek lisesi öğretmen yetiştiren fakültenin artık kalmadığını söylemeye utanıyorum. Çocuklar bu cevabı duyunca temiz berrak beyinleri afallıyor, idrak edemiyorlar.
İşte bu samimiyetsiz yaklaşım meslek liselerini memleket meselesi olmaktan çıkarıyor. Dahası orta öğretimin 7-8 sınıflarında,  ödevini yapmayan, azıcık yaramazlık yapan öğrencileri gerek idareciler gerekse rehber öğretmenleri tarafından korkutulduğu “öcü”ye dönüşmüştür. Kendim bizatihi tanık olmuşumdur, okullarında öğrenciler ve öğrenci velileri okul rehberlik öğretmenleri tarafından “çocuklar ders çalışmazsanız meslek lisesine gidersiniz haa” veya veliler “çocuğunuz böyle giderse meslek lisesine gidecektir” diye korkutulmakta,  meslek liseleri adeta bir öcü gibi gösterilmektedir.

Son yıllarda meslek liseleri ile ilgili iyileştirme çabalarını görmezden gelemeyiz, özellikle Tematik Liseler harika bir fikirdi. Pilot uygulama olarak yaklaşık yirmiye yakın meslek alanında meslek liselerinin alt yapıları yenilendi, bilgisayar kontrollü makineler alındı, sınav ile öğrenci alan okullar arasında yer aldı, tüm bu çalışmalar iyi niyetli çalışmalardır, yetmez ama evet…
Yalnız okulların fiziki altyapıları, makine parkurları, boyası badanasının yenilenmesi tek başına yeterli olmamaktadır, olmayacaktır. Tematik okulunda görevli öğretmen olarak, sınavla öğrenci alınıyor olması çok başarılı veya istekli öğrencilerin bu okullara gelmesine ön ayak olmamaktadır. Sınavla girilen hiçbir okula yerleşemeyen öğrenciler bari tematik liseyi yazayım diyor, ilk fırsatta da kontenjanı müsait olan eski ismi ile düz lise yeni ismi Anadolu Liselerine, -ki ben onlara amaçsız liseler diyorum- geçiş yapıyorlar. Amacı hedefi ve beklentisi olmayan öğrencilerin tematik okullarına gelmeleri bu okulların ne akademik ne de mesleki gelişimine katkı sunuyorlar.

Tematik liseler gerçekten güzel fikirdi. Türkiye’nin ihtiyacı olan eğitim sistemiydi. Bu fikir projeye dönüşene kadar ilk çıkış noktasından son varış noktasına gelene kadar adeta evrim geçirdi. Fikir projeye dönüşene kadar, maksadından uzaklaşarak sıradanlaştı, özelliği, kuruluş amacı ve hassasiyeti ortadan kalktı.
Bu uzaklaşma toptancılık hevesi sonucu ortaya çıktı. Bölgesel amaçlar için geliştirilen bu proje toptancı mantığı sonucu değerli ortadan kalktı.  Bir ürünün bir malzemenin toptan değeri ile perakende değeri farklıdır. Hatta özel sipariş için üretilen ürün hepsinden değerli hepsinden farklıdır. Demem o ki, tematik meslek liselerini diğer proje okulları gibi algılayıp hepsini bir torbada değerlendirip, tüm proje okullarını aynı yönetmelik toptancılığı ile idare etmeye kalktığınızda Tematik Meslek liselerinin gerçek değerini zedelemiş oluyor, sıradanlaştırıyorsunuz.

Kırk yıl önce benim de öğrencisi olarak İnegöl Sanat Okulu’na her bölüm için sınav ile öğrenci alınıyordu, sanat okuluna giremeyen öğrenciler diğer okullara yöneliyorlardı. Meslek lisesine kaydolan öğrenciler okulun kıyafetini giydiklerinde gururla dolaşıyorlardı. O yıllarda, okulumuzun ağaç işleri bölümünde kullandığımız, fireze makinesi, kalınlık makinesi, daire testere makinesi okulun tesviye bölümünde üretilmişlerdi. Düşünsenize, kırk elli yıl önce bir okul kendi bünyesinde bırakın dışa bağımlılığı devlete bile yük olmamayı başarmıştı.
O yılarda üretimle ilgili sorunu ve sorusu olan teknik destek almak için soluğu sanat okullarında alırlardı. Gerek meslek lisesi öğrencileri gerekse Teknik Öğretmenler (meslek öğretmenler) kıymetliydi, birikimliydi, gerek halk tarafından gerekse devlet tarafından saygınlıkları vardı.

İçerden biri olarak bir miktar durum tespiti yapıktan sonra naçizane çözüm önerilerimi sıralamak istiyorum.

  • Tematik Meslek Liselerine alınacak öğrenciler, eskiden olduğu gibi LGS sınavı + özel yetenek sınavı STK’ların, meslek odalarının temsilcilerinde bulunduğu kurul önünde mülakat yapılmalıdır. Öğrenci mülakat kuruluna niçin tematik meslek lisesinde eğitim almak istediğini anlatmalı kurulu ikna etmelidir. Çünkü meslek eğitimi pahalı bir eğitimdir. Bu eğitim maliyetinin büyük bir kısmı sektör ile imzalana protokoller ile gerçekleştirilmektedir. Bu yüzden yapılacak masrafın doğru insana yapılması gerekmektedir. Ayrıca bu mülakatlarda öğrencinin fiziki özellikleri, mesleğin gereksinimlerini karşılamaya engel bir hastalığının olup olmadığı gözlemlenir. Tüm bu aşamalardan geçer not alan aday okula kabul edilmelidir. Bu uygulama tecrübe ile sabittir. Tematik mobilya lisesine kayıt yaptıran İlk öğrencilerimizi bu şekilde sınava tabi tuttuk. Son derece istekli son derece başarılı öğrencilerimiz oldu. İlk mezunlarımızın tamamı alanında dolgun ücretle iş buldular, inanıyorum ki gelecekte her biri bir fabrikanın ya sahibi ya da karar merciinde olacaklar. İlk 90 öğrencimizi kabul sınavına yaklaşık beş yüz kişi müracaat etti, bunların arasında seçerek aldık, o yıl okulumuzun taban puanı üç buçuk civarındaydı. Bu sistem devem ediyor olsaydı eminim ki dört- dört buçuk civarına yükselecekti.
    Maalesef bu yöntemden, toptancı anlayış ve mantıktan dolayı vaz geçildi.
  • Tematik Meslek Liselerinin bünyesinde Tematik Fen liseleri açılmalıdır. Bu Liseden mezun olan öğrenciler alanı ile ilgili bir yüksek öğrenimi tercih ettiğinde ciddi bir puan verilmeli, ayrıca yüksek öğrenime geçişlerde diğer alanlar için özendirici ek puanlar verilerek bu okulları cazip hale getirilmelidir.
  • Liselere giriş sınavı sonucunda Tematik Meslek liselerini tercih listelerinin birinci sırada yazanlara karşılıksız eğitim bursu verilmelidir.
  • Mimarlık, mühendislik, tasarım, pazarlama, işletme…vb. gibi üretimi direk ilgilendiren yüksek öğretim kurumlarının öğrenci kontenjanlarını %80 ‘i meslek lisesi öğrencilerine ayrılmalıdır.
  • Kapatılan Teknik Eğitim Fakültelerinin bir kısmı yeniden açılmalıdır. Bursa Teknik Üniversitesinin bu iş için uygun olacağını düşünmekteyim. Teknik Öğretmenlik süresini altı yıla çıkarmak da doğru bir yaklaşım olacaktır. İlk yıl hazırlık sınıfı olmalı. Hazırlık sınıfında yabancı dil eğitimi verilmelidir. Hazırlık sınıfı meslek alanına uygun olmalıdır. Örneğin; Mobilya Meslek öğretmeni eğitim alacaksa bu adaylara İtalyanca hazırlı sınıfı oluşturulmalı, Makine öğretmeni olacak adaya da Almanca hazırlık sınıf oluşturulmalıdır. Hazırlık sınıfların ilk altı ayı üniversitede ikinci altı ayı ise yurt dışında pratik geliştirme şeklinde olmalıdır. Teknik Öğretmenlik eğitimi alan adayalar kendi alanlarında en az üç fabrikada üretim teknikleri görmeleri incelemeleri için staj yapmalıdırlar. Öğretmenlik stajını da alanında eğitim verilen üç farklı okulda yapmalıdırlar. Teknik Eğitim Fakültelerine Meslek Liselerinde alanında eğitim görmüş öğrenciler kabul edilmelidir. Bu yöntem eskiden uygulanmış çok ta başarılı olmuştur. Teknik eğitim fakültelerine, Fen lisesini bitirmiş, Anadolu Lisesini bitirmiş, veya Meslek Lisesinde alanı dışında başka dalda teknik öğretmen olmamalıdır. Örneğin; makine alanını bitiren bir genç,  gidip giyim öğretmenliğini veya bilgisayar öğretmenliğini seçmemelidirler.
  • Bu fakültelerden mezun olan teknik öğretmenler doktora yapmış sayılmalı bu unvanla mezun olup tüm haklardan yararlanmalıdır.
  • Tematik liselerin döner sermaye işletmeleri daha işlevsel kullanılmalı, nitelik ve nicelik yönünden kaliteli üretimler yapmalıdır…

Üretim ile ilgili söylenecek çok sözümüz var, lakin şimdilik bu kadarı yetsin.

Kanın sağlıcakla…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.