Yrd. Doç. Dr. Olcay Yavuz: “Sendikacılık ve referansla atama yapılmamalı”

ABD’de “Ulusal Eğitim Liderliği Uzmanı ve Eğitimcisi” olarak görevlendirilen Türk akademisyen Yrd. Doç. Dr. Olcay Yavuz, bu görevin kendisi için gurur verici olduğunu ama ülkemizde bir karşılık bulmamasına üzüldüğünü söyledi. Yavuz, ABD’de öğretmenlerin eğitim seminerlerine tüm yıl devam ettiğini, okul müdürleri ve öğretmenlerin her yıl sözleşme yenilediğini belirtti. ABD ve Türkiye’de okul idarecisi atamalarını kıyaslayan Yavuz şöyle dedi: “Okul yöneticileri atamasında Avrupa ve Amerika’da liyakat ve veriye dayalı değerlendirmeler yapılıyor. Ama Türkiye’de sendikacılık, ilişki ve referansa dayalı değerlendirmeler olması üzücü.”

 

 * Canan GÜLEÇ

 

ABD’de Connecticut Devlet Üniversitesi’nde Eğitim Liderliği ve Politika Geliştirme Bölümünde görev yapan Yrd. Doç Dr. Olcay Yavuz, 2018-2019 eğitim yılında Amerika’da “Ulusal Eğitim Liderliği Uzmanı ve Eğitimcisi” olarak seçildi. Yavuz’la ABD ve Türkiye’de eğitim eşitliği, öğretmen ve okul yöneticilerinin seçilmesinde izlenen yolları konuştuk. Yavuz, bu görev kapsamında Amerika’da farklı eyaletlerde eğitim liderlerini yetiştirme ve geliştirme çalışmalarını gözlemleyecek. Okul müdürleri ve müdür yardımcılarının, eğitim kalitesinin yükselmesi için çok önemli bir rol oynadığına dikkat çeken Yavuz, “Ulusal düzeyde eğitim liderleri projesine katılmak benim hayalimdi. Çok mutluyum. Ama inanın bir o kadar da üzgünüm. Maalesef bu yaptığım işin Türkiye’de neredeyse hiçbir karşılığı yok gibi” dedi.

Yavuz, öğretmenlerin her yıl sözleşme yenilediğini, seminerlerin yıl boyunca sürdüğünü, okul idarecilerin liyakate göre atandığını anlattı. ABD’de eğitimde eşitliğin sağlanmasında ciddi sorun yaşandığını belirten Yavuz’un şu cümleleri iki sistemin kıyaslanması anlamında dikkat çekici: “Buradaki kötü bir okulun kaynağına bakınca Türkiye’deki özel okul seviyesinden yüksektir. Verilen imkanlar, eğitim Türkiye’deki Anadolu lisesi ayarındadır. Standartlar yüksek ama bazı bölgelerde çok düşük ve adaletsiz dağılım var. Devlet tüm okullara aynı imkanı sağlamak zorunda. Eşitlik sağlanıyor ama standartlar düşük.”

 

Öncelikle sizi kısaca tanımak isteriz; Türkiye’de aldığınız eğitimler ve yolunuzun ABD’ye uzandığı başarı hikayesini paylaşır mısınız?

Tekirdağ’ın Malkara ilçesinde doğdum, 1999 yılında Kepirtepe Anadolu Öğretmen Lisesi’nden mezun oldum. Lisans eğitimimi Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesinde tamamladım. Daha sonra Eğitim Yönetimi ve Denetimi alanında mastır programına başladım ve aynı zamanda Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak çalıştım. 2005 yılında yüksek lisansımı Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik alanında tamamlamak için Amerika’ya taşındım. New York’ta üç yıl suren PDR eğitimimde daha çok Kapsamlı Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Modeli üzerine çalıştım. 2015 yılında, Amerika’nın New Jersey Eyaletinde, “Yılın Psikolojik Danışman ve Rehberi” seçildim.

Global bir eğitim ve öğretim anlayışına sahip olabilmek için Amerika’yı seçtim. New York’ta ki PDR mastır programından sonra eğitimime ara vermeden Amerika’nın en prestijli eğitim kurumlarından biri olan Rutgers Üniversitesi’nde doktora ünvanı kazandım. Doktora bittikten sonra, New York Üniversitesi ve New York Institute of Technology’de mastır ve doktora öğrencilerine ders vermenin yanında, Rutgers Üniversitesinde eğitim araştırma proje yöneticisi olarak görev yaptım. Son 4 yıldır Amerikan Connecticut Devlet Üniversitesi Eğitim Liderliği ve Politika Geliştirme Bölümünde tam zamanlı ve kadrolu akademisyen olarak araştırma ve projelerime devam ediyorum.

YÜZLERCE AKADEMİSYENLE ORTAK ÇALIŞMA

ABD’de çalıştığınız üniversiteden ve görevinizden bahseder misiniz? Size bir de Ulusal Eğitim Liderliği Uzmanı ve Eğitimci  görevi verildi. Bu görevin ülkemizde bir karşılığı yok sanırım, sizden beklenen sorumluluk nedir?  

2018-2019 eğitim yılı itibariyle Amerika’da Ulusal Eğitim Liderliği Uzmanı ve Eğitimcisi olarak seçildim. Yapılan araştırmalar, okul müdürleri ve müdür yardımcılarının tüm çocuklar için öğrenmenin iyileştirilmesi ve okulda ki eğitim kalitesinin yükselmesinde çok önemli rol oynadığını göstermektedir. Ulusal düzeyde Eğitim Liderliği Uzmanı ve Eğitimcisi olarak, Amerika’da farklı eyaletleri gezip, veriye dayalı eğitim liderlerini yetiştirme ve geliştirme çalışmalarını gözlemleyeceğim, Amerika genelinde eğitim liderlerini yetiştiren yüzlerce akademisyen ile ortak çalışma fırsatı bulacağım. Bu görev sayesinde farklı üniversitelerdeki veriye dayalı okul yönetimi ve liderlik programlarının standartlarının geliştirilip düzenlenmesini gözlemleme şansım olacak. Okullar ve üniversite liderlerini hazırlık programları arasında ortaklıklar geliştirmek çalışmalarına katılma fırsatım olacak.

Bu süreçte nasıl çalışmalarda bulunacağıma gelince; Ben özellikle Amerika genelince üniversitelerdeki okul yönetimi ve liderlik programlarını ziyaret ediyorum. Ziyaretim suresince ortalama iki gün, o üniversitenin eğitim liderliği bölümündeki akademisyenler ile özel olarak hazırlanmış “Eğitim Liderlerini Geliştirme, Değerlendirme ve İyileştirilme Modeli” üzerinde çalışıyoruz. İki gün boyunca eğitim liderliğindeki akademisyenler, önceden belirlenmiş ‘Etkili Okul Yöneticileri Hazırlama Standardları’na uygun olarak toplamış oldukları verileri bizlerle paylaşıyorlar. 2 gün boyunca sunumlar ve veriler ile okul yöneticisi hazırlık programlarının etkinliği tartışıyoruz. Aslında uzman olarak benim görevim Amerikalı akademisyenlere geleceğin etkili ve başarılı okul liderleri hazırlamaları ve geliştirmelerini sağlamak için kendi öz değerlendirmelerini sağlamak ve okul yönetimi ve liderlik programlarının etkinliğini artıracak yönlendirmelerde bulunmak.

Sanıyorum ABD’de okul yöneticiliği ayrı bir eğitim gerektiriyor, oysa ülkemizde mevcut öğretmenler arasından yöneticiler atanıyor. Bu iki durum arasında bir kıyaslama yapabilir misiniz? Eğitim yöneticiliği ayrı bir meslek olarak mı değerlendirilmelidir?

ABD’de ulusal düzeyde eğitim liderleri projesine katılmak benim hayalimdi. Çok mutluyum. Ama inanın bir o kadar da üzgünüm. Maalesef yaptığım işin Türkiye’de neredeyse hiç bir karşılığı yok gibi. Öncelikle Amerika’da okul yöneticilerinin nasıl yetiştirildiği ve seçildiği ile ilgili biraz bilgi vermek istiyorum; Amerika’da bizim bulunduğumuz Connecticut Eyaletinde okul müdürü olmak için aranan şartlar şöyle sıralanabilir; En az 5 yıl öğretmenlik yapmış olmak, iki yıllık eğitim liderliği yüksek lisansını tamamlamak, bir yıllık sertifikalı okul müdürü gözleminde eğitim liderliği stajını yapmak ve ulusal liderlik sınav barajını geçmek. Ulusal veya Eyalet Milli Eğitim Bakanlığının okul müdürü atamada hiç bir yetkisi veya etkisi yok. Her okul bölgesinin mütevelli heyeti tamamen halka açık, şeffaf ve adil bir şekilde başvuran adaylarının portfolyo ve performanslarına göre değerlendirmeye alıp seçimini yapıyorlar.

Amerika’da okul müdürlerinin okullarıyla sadece bir yıllık iş sözleşmesi oluyor. Bu, her yıl okul müdürlerinin anlaşmalarını yenilemek için yüksek performans sergilemesi gerektiği anlamına gelir. Okul yılının sonunda, bir müdür okul gelişimi ve öğrenci başarısı ile ilgili beklenenleri karşılayamazsa, yasal bir uyarı alır veya işini hemen yılsonunda kaybeder.

OKUL İDARECİLERİNDE ŞEFFAF ATAMA

Okul idareciliği görevi verilecek kişiler hangi kriterlere göre seçiliyor?

Benim gözlemim, Avrupa ve Amerika’da şuan okullarda çalışan okul müdürlerinin ve müdür yardımcılarının 5 ana alanda yeteneklerinin, bilgi ve becerilerinin olması bekleniyor; eğitim liderliği, yetenek geliştirme ve kaynak yönetimi, organizasyonel sistem yönetimi, olumlu okul iklimi ve kültürü yaratma, liyakat ve veriye dayalı değerlendirme. Gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkelerde ise okul idarecisi olmak için aranan şartlar genelde; sendikacılık, particilik, yandaşlık, mülakat, ilişki ve referansa dayalı değerlendirme. Okul liderlerini yetiştirme, geliştirme ve liyakatte neredeyse farklı dili konuşuyoruz. Türkiye’de gerçekten işini bilen, kendini okuluna ve öğrencilerine adamış müthiş idareciler de mevcut ama referans ile bir yere gelenlerin başarılı eğitimcilerin önünü kesenlerin sayısı da küçümsenmeyecek kadar fazla.

Ama maalesef eğitimciler arasında liyakatiniz olmasa da tanıdığınız varsa okul müdürü değil, şube müdürü bile olabilirsiniz söylentileri dolaşıyor. Türkiye koşulları için söylenen doğru olabilir veya bazen liyakatten çok mülakat ve referans ile okul idarecisi olanlar olabilir fakat bu değişmeyecek anlamına gelmez. Demek ki veriye dayalı okul liderlerini yetiştirme, geliştirme ve liyakate dayalı bir model geliştirmek için ve okul yöneticilerimizin daha etkili olması için demek daha fazla çabalamak gerektiğini gösteriyor. Veriye ve liyakate dayalı bir eğitim liderliği modeli Türk eğitim sistemine çok büyük fayda sağlayacaktır. Okul yöneticisi hazırlama programlarının geliştirilmesi, değerlendirilmesi ve iyileştirilmesi, var olan eğitim sistemimizi güçlendirecek ve dünya çapında bilim, eğitim, sanat ve Teknolojide en iyi performansı gösteren ülkeler arasına girmemize yardımcı olacaktır.

EĞİTİM HUKUKU KÜLTÜR MESELESİDİR

Eğitim hukuku dersi okutuyorsunuz, bu dersin içeriği nedir? Ülkemizde böyle bir dersin karşılığı var mıdır?

Mastır ve doktora düzeyinde zorunlu bir ders. Özellikle eğitim liderlerinin okul müdürlerinin görev ve sorumlulukları, öğrencilerin yasal hakları, yaptıkları hatalarda alacakları cezalar… Amerika’da çok farklı kültürler var, din ve dil bakımından… Bu nedenle her şey kanunlarla organize edilmiş durumda. Öğrenciler de öğretmenler de haklarını biliyor. Geçtiğimiz günlerde kilolu bir kız öğrenci giydiği elbiseyle alay konusu olunca veli okulu arıyor ve direkt mahkemeye verebiliyor. Okulun yıllık mahkeme masrafları ve mahkemeye taşınan olaylar çok fazla. Buralarda, ilçe denebilecek büyüklükte yerleşim alanları var, bu alan içindeki okullar 2-3 bin dolar veli tazminatı ödüyor. Okul yasal görevini yerine getirmezse direkt mahkemeye veriliyor. Ülkemizde bazı üniversitelerde seçmeli ders olarak veriliyor ama ABD’de bu ders zorunlu, psikolojik danışman olmak için de ben bu dersi aldım. Eğitim hukuku bir kültür durumunda, herkes işini yapacak, yapmayan kanunlar karşısında cezasını çekecektir.

ABD’DE ÖZEL OKUL BULUNMAZ

Eğitimde eşitlik nedir ve nasıl sağlanabilir?

Eşitlik ve sosyal adalet son 15 yıldır kendi çalıştığım alan, ABD’de çok büyük sosyal adaletsizlik var. Oralardan bakınca her şey güzel gözüküyor, dünyanın en iyi eğitim sistemine sahip, çok güzel çalışmalar var ama bir o kadar da adaletsizlik var; örneğin Afrika kökenli vatandaşlar zor durumda. En az yüzde 50 Afrika kökenli öğrenci var. Bu çocukların akademik başarısı konusunda ciddi haksızlık var. Toplumda her öğrencinin hakça paylaşımı olması gereklidir. ABD de eşit imkanlar yok, standartlar yüksek ama bazı okullarda öğrenci başına 7 bin bazı okullar da 30 bin dolar veriliyor. Bazı okullar yüksek donanımlı öğretmenlere danışmanlara sahip, okul imkanları güzel ama diğer okullarda yok. Açıkçası eğitim kaynaklarının adil paylaşımı sağlanmıyor. Buradaki kötü bir okulun kaynağına bakınca Türkiye’deki özel okul seviyesinden yüksektir. Verilen imkanlar, eğitim Türkiye’deki Anadolu lisesi ayarındadır. Standartlar yüksek ama bazı bölgelerde çok düşük ve adaletsiz dağılım var. Devlet tüm okullara aynı imkanı sağlamak zorunda. Türkiye’de eşitlik sağlanıyor ama standartlar düşük. ABD’de onlarca okul gezdim, bazı okullarda parmak iziyle giriliyor bazı okullarda klima bile yok. Devlet çocuğun ailesi fakirse ekstra ödenek veriyor. Sosyal ihtiyaçların karşılanması sorunu var; beyaz Amerikalılar ve göçmenler arasındaki sorun çözülemiyor. Amerika’daki en büyük eşitsizlik Afrikalı öğrencilerin başarısızlığı. Bunu Türkiye’ye de uyarladığımız zaman, bir anne baba kendi çocukluklarını nasıl ayırt etmiyorsa sosyal adalet için de devletin üst kurumlardan başlayıp her öğrenciyi anne baba gibi imkanlarını sunması, eşit adil olması gerek. Dünyanın her yerinde herkes farklı bir model ve formül geliştiriyor, ama temel bakış aile gibi düşünmektir.

AKILLI TAHTA DEĞİL, AKILLI EĞİTİMCİ GEREK

Biz Türkiye’de neredeyse tüm sınıfları akıllı tahta ile donattık ama sizin ABD’den paylaştığınız gözlemlerinizde orada durumun pek de öyle olmadığını görüyorum. ABD’de teknoloji eğitimde hangi alanlarda nasıl kullanılıyor? 

Akıllı tahtadan ziyade akıllı öğretmen, idareci gerek. Öğrencilere verilen tabletlerin başarıyı düşürdüğü raporları var. Etkili kullanılmazsa öğrencinin başarısında negatif etkisi var. Burada ilkokul 3’ten itibaren bilgisayar veriliyor. Smartboardlar her sınıfta yok. Önlemler arttırıldı. Bilgisayarlara yüklenen içerik bakımından matematik, okuma, sanat programlama olarak ilerleme var. Teknolojiden ziyade pedagoji temelli proje olarak bakmak gerek. Bilgisayara sahip olmak değil içinde neler olduğuna bakmak lazım aslında. İnsanlar kabından ziyade içindeki eğitimi düşünmeliler. Şimdilerde yeni kanun var; siber zorbalardan dolayı intihar eden çocuklara dair kullanım kitapçıkları ve denetimler var. Çocuklar zarar görmesin diye ciddi tedbirler alınıyor. Eğitimciler arasında kimse tahtasına bakmıyor, pedagojik olarak öğrenmeye etkisi var mı, ona bakıyorlar. Çok güzel geometri programları var ve başarıyı arttırmak için kullanılıyor. Benim çocuğumun öğretmeni hiç kullanmıyor, ama bakıyorum çocuğun öğrenimini destekliyor. Anaokulu çocuğuna verilen tablet içinde 6 bin kitap var. Bunların bir kısmında çocuğa cihaz okuma yapıyor, sonra çocuk cihaza anlatım yapıyor. Böylece okuma anlama temeli atılıyor.

BU ÜLKEDE HERKES İŞİNİ YAPIYOR

ABD eğitim sisteminden almamız gerekenler nelerdir?

Bunu ben de soruyorum, nesi özel diye bakıyorum, Amerika eğitim sisteminde canım cicim arkadaşım yok, herkes profesyonel işini yapıyor, hallederiz yaparız yok. Tüm okul müdürlerinin sözleşmesi 1 yıldır. Her yıl okulun başarısına bakılıyor, müdürün başarısına bakılıyor, her öğretmen ilk 6 yılında 30 defa gözlemleniyor, 1 yıllık sözleşmeleri var. Sonra kadroya geçiyorlar. Burada gördüğüm sorumluluk ve müdüre öğretmene öğrenci başarısını arttırmak için verilen yükümlülük daha fazla. Öğretmenler müdürler daha iyi nasıl yapabilirim çilesini çekiyor. İyi olan okullara her yıl gelişim hedefi konuluyor, iyiysen daha iyi olmak zorundasın. İnsanları dedikodu rehavet şansı yok, öğretmen 65 bin dolar müdür 130 bin dolar alıyor ve bunun sorumluluğu çok büyük. Her yıl yapılan matematik fen okuma yazma sınavlarına göre değerlendiriliyor. Almamız gerekenler, burada işi şansa bırakmıyorlar. Devlet, benim öğretmenim müdürüm çalışır demiyor, nasıl sorumlu tutarım ve çalıştırırım diyor. Türkiye’deki öğretmenlere baktığımda aldığı paranın fazlasını almayı hak edenler de var uzun tatil ve çalışma saatlerine güvenip tam kapasite çabalamayan eğitimciler de var. Amerika’da bu tipler barınamaz. Her şey çok şeffaf, veliler zaten anında müdüre gidiyor. Burada motivasyonu düşün öğretmenin barınması. Çok başarılı öğretmenler de var potansiyelini göstermeyen de var ama hiçbir şey yapılmıyor.

 

Öğrencilerin okul yerleştirmeleri nasıl yapılıyor? Sınav baskısı hangi yöntemle aşılıyor?

Amerika’da 4 bin üniversite var, öğrenciler 11. sınıftan itibaren sınava giriyorlar ve yılda 6 sınav yapılıyor, her birine de öğrenci girip en iyi puanını kullanma hakkına sahip. 12. sınıfta da yine 6 sınava girebiliyor. Türkiye’de olsa her sınava girilir ama burada 2 sınavdan fazlasına girmiyorlar. Öğrenciler portfolyo hazırlıyor, 15 faktör var üniversiteye girmek için. Sınav bu kategorilerden sadece biri. Harvard’a girmek için sadece sınav yetmiyor, liderlik, sosyal sorumluluk, ekstra yetenek, sanat ve sporda başarılı olmaya bakılıyor. Üniversite dışındaki kademelere bakacak olursak, özel lise diye bir uygulama yok, tüm okullar devletin. Tek tip lise var. Kilise okulları ve bazı cemaat yapıları var ama onlar genel eğitim dağılımı içinde çok küçük bir dilim. Daha alt okullara da bakıldığında adrese dayalı eğitim sistemi uygulanıyor, benim çocuklarım bulunduğumuz bölgede evimize en yakın okulda eğitim görüyorlar.

VİZYON BELGESİ UMUT VERİCİ

Eğitim denildiğinde önce sistemi sonra da öğretmenleri eleştiriyoruz, ailelerin hiç suçu yok mu? Öğrenci ailelerine düşen sorumluluklar nelerdir?

Öğrenci başarısında ailenin okuldan daha fazla sorumluluğu ve görevi var, çocuğun iyi eğitim alması için ailede mutlu ve güvende hissetmesi gerekiyor, rol model olması gerekiyor. Baktığımız zaman, başarısızlığın en büyük nedeni ailenin yerinin doldurulamaması. Zeki çocukların başarma şansı var elbet ama burada sorunlu ailelerin çocuklarında hep sorun yaşadığını görüyoruz.

Siz hem eğitimciler yetiştiriyor hem de çocuklarınızdan dolayı veli olarak sistemi yaşıyorsunuz. Deneyimleriniz nelerdir? ABD’de verilen akademik eğitimin uygulamaya yansımasını karşılaştırdığınızda eksiklikler var mıdır?

Okulların haftalık ve aylık periyotlarda düzenlenen öğretmen ve idareci yetiştirme programları var. Öğretmen ve idareciler sürekli kendini yetiştirmek zorunda. Okullar mecburi eğitimlere katılmak zorundadır. Türkiye’de sene başında ve sonunda olur, ama burada okul sürecinde haftalık ve aylık eğitimler olur ve zorunludur. Genelde çalışılan konular okulda birebire yakın oranda uygulanır. Belli saati doldurmak zorundalar. Cuma günleri okul yarım gündür ve öğrencilerden sonra öğretmenler kalır.

Eğitim Vizyon Belgesi hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Dünya genelinde Amerika ilim bilim bakımından Türkiye’den üstün görünüyor. Bizim öğrencilerimiz ve buradaki öğrenciler arasında zeka farkı algılama farkı yok, bizim çocuklarımız buradaki öğrenciler kadar zeki, onları yetiştirmek ve verilen eğitim üzerinde durmak, bizlere çok iş düşüyor ve bizlerin öğretmen olarak işimizi yapmamız gerek. Eğitimdeki hedefler sıkıntılar o kadar çok gündem maddesi var ki, okulların bütçesi, matematik fen eğitimleri; Bakan Ziya Selçuk 40 dakikada en güzel sunumu yaptı, her zaman bir şeyler eklenebilir, felsefesi geliştirilebilir bundan sonra öğretmenlerin elini taşın altına sokması gerekiyor. Vizyondan ziyade bizim eğitimcilerin bunu algılayıp uygulamasında sıra. Genel olarak burada yapılan revizyonlara baktığımız zaman en azından eğitim liderliğine baktığımda söylenenler umut verici.

KÜTÜPHANE ALIŞKANLIĞI ÇOK YAYGIN

Veli olarak eğitim sistemine baktığınızda okul servisi, yaygın çocuk kütüphaneleri gibi sizi memnun eden detaylar var…

Beni çok şaşırtan özelliklerden biri kütüphane. Ben Boğaziçi Üniversitesi’nin kütüphanesini büyük sanıyordum, burada 12 katlı kütüphane var, Boğaziçi Üniversitesi kütüphanesi kulübe gibi kaldı. Kaynaklar çok zengin. Burada mahallelerin kütüphanesi var. Çocuklara özel ayrı kat var. Burada kitap sınırsız, her hafta sonu gidiyoruz, çocukların sürekli gittiği mekanlar. Ben Tekirdağ Malkaralıyım, orada kütüphaneye gidince 1-2 kişiye ancak rastlardık, burada kütüphanede 20 çalışan var, sertifikalı ciddi çalışan insanlar. Kütüphanede tiyatro sinema uygulamaları var, halk eğitim merkezi gibi olmuş. Çocuk kütüphanesinde kukla çocuk oyun alanı bilgisayar alanları geniş. Çocukların kütüphanede vakit geçirmesi için 6 ayrı oyun istasyonu kurulmuş. Okulların kendi servisinin olması çok güzel, veli olarak bundan memnunuz.

 

 

2 comments

  1. takip edilmesi gereken bir site!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir