Yaramazlık mı DEHB mi?

Son yıllarda en sık duyduğumuz ve de eleştirilerin odağı haline gelen öğrenme bozukluğu tanılarından biri; Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu. DEHB tanısı almış çocuklar, sıradan yaramazlıklar yapan akranları ile bir tutulmak istendiğinde ise sorun görmezden gelindiği için bu bireyler ileride topluma uyum sağlamakta zorluk çekiyorlar. Ebeveynlerin çocuklarına konulmuş tanıyla yüzleşmekten kaçması ya da toplum kanaatlerine yeni düşmesi ise DEHB’li öğrencinin eğitim yolculuğunda öğretmenin yalnız bırakılması anlamına gelmekte. Hem eğitim hem de tıp alanında akademik çalışmaları derleyerek aile ve öğretmenlerin okuyabileceği bu dosya ile DEHB’li çocuklarımızın yolculuğunda onlarla bir adım atalım istedik.

 

Araştırma: Canan GÜLEÇ

 

Eğitim hayatında tanık ya da muhatap olarak herkesin en az birkaç defa duyduğu dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun tanımı ile başlamalıyız sorunun tespitine. Bu alanda tanım ve tarihçe üzerine önemli araştırması bulunan Beykent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Psikoloji Anabilim Dalı Klinik Psikoloji Bilim Dalında Yüksek Lisans Tezi Hazırlayan Aslı Dağcı’nın yazdıklarına göz atmak gerekir. “Hiperaktif çocukların davranış bozuklukları ve akademik öğrenmeleri ile ebeveyn tutumları arasındaki ilişki” başlıklı araştırmasında Dağcı, tanımlamayı şu şekilde yapıyor: “Tanım olarak DEHB kendilik kontrolü, planlama, dikkat, dürtüsellik ve organizasyon becerisi gibi konularda zayıflık ve denetimsizlik olarak açıklanmaktadır. Diğer bir tanıma göre bireyin devamlı dikkat süresinin uzun olmaması ve bunun yanında kontrol edebilmesi çok düşük olmasına bağlı olarak yaşanan huzursuzluk halidir.”

DEHB’in genellikle 3 ile 6 yaş arası dönemde başladığını vurgulayan Dağcı şöyle devam ediyor: “Ancak her ne kadar çocukluk çağında başlayan bir bozukluk olsa da yaşam boyu devam edebilen ve onu etkileyebilen bir durumdur. Alan dizin çalışmaları çocukluk çağında başlayan DEHB’nin yetişkinlik çağında %30-70 oranında devam ettiğini göstermektedir. Yapılan boylamsal bir araştırmada DEHB tanısı konmuş bireyler ile 9 yıl aradan sonra yapılan oran %31, 17 yıl sonra yapılan bir çalışmadaki oran ise %8 oranında DEHB tanı kriterlerinde uygunluk görülmüştür (Kiriş ve Karakaş, 2004). Bir başka araştırmada ise 1700 DEHB tanısı almış çocuktan 663’ünde yani %39unda çocukluk çağını atlatmış bireylerde DEHB belirtileri görülmüştür.”

ÖĞRETMEN GÖZLEMLERİ TANILAMADA ÇOK ETKİLİ

Aşağıdaki dikkatsizlik semptomlarından altı ve daha fazlası, en az 6 ay süreyle çocukta görülüyorsa uzman desteği almak gerekmektedir.

(a) Çoğu zaman dikkatini ayrıntılara vermez ya da okul ödevlerinde, işlerinde ya da diğer etkinliklerinde dikkatsizce hatalar yapar

(b) Çoğu zaman üzerine aldığı görevlerde ya da oynadığı etkinliklerde dikkati dağılır

(c) Doğrudan kendisine konuşulduğunda çoğu zaman dinlemiyormuş gibi görünür

(d) Çoğu zaman yönergeleri izlemez ve okul ödevlerini ufak tefek işleri ya da işyerindeki görevlerini tamamlayamaz

(e) Çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ve etkinlikleri düzenlemekte zorluk çeker

(f) Çoğu zaman sürekli mental çabayı gerektiren görevlerden kaçınır, bunları sevmez ya da bunlarda yer almaya karşı isteksizdir

(g) Çoğu zaman üzerine aldığı görevler ya da etkinlikler için gerekli olan şeyleri kaybeder 

(h) Çoğu zaman dikkati, dış uyaranlarla kolaylıkla dağılır

(i) Günlük etkinliklerinde çoğu zaman unutkandır

 

Aşağıdaki hiperaktivite ve dürtüsellik semptomlarından altı ve daha fazlası, en az 6 ay süreyle çocukta görülüyorsa uzman desteği almak gerekmektedir.

(a) Çoğu zaman elleri, ayakları kıpır kıpırdır ya da oturduğu yerde kıpırdanıp durur

(b) Çoğu zaman sınıfta ya da oturması beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar

(c) Çoğu zaman uygunsuz olan durumlarda koşuşturup durur ya da tırmanır

(d) Çoğu zaman sakin bir biçimde, boş zamanları geçirme etkinliklerine katılma ya da oyun oynama zorluğu vardır

(e) Çoğu zaman hareket halindedir ya da bir motor tarafından sürülüyormuş gibi davranır

(f) Çoğu zaman konuşur

(g) Çoğu zaman sorulan, soru tamamlanmadan önce cevabını yapıştırır

(h) Çoğu zaman sırasını bekleme güçlüğü vardır

(i) Çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer

 

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna sahip üstün yetenekli çocukların yaşadığı sosyal-duygusal sorunlar hakkında öğretmen görüşleri üzerine Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsünde Yüksek Lisans Tezi hazırlayan Merve Şimşek, DEHB’li öğrencilerin tanılanması ve görülme sıklığını anlatıyor: “Tanı koyma aşamasında öğretmenler tarafından yapılan gözlemlemeler, çok önemli olup öğrencinin öğrenim hayatı boyunca işlevselliği, derse katılım düzeyi, dikkatini sürdürülebilir kılması gibi birçok alanda bilgi akışının sağlanması gerekebilir. Öğretmenin dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ile ilgili genel hatlarıyla bilmesi gerekenler şu şekildedir; çocuklarda sıklıkla görülen dikkat problemleri, hareketlilik ya da davranış problemlerinin tamamının nedeni dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu belirtileri değildir. DEHB görülme sıklığı bir okulda öğrenim görmekte olan öğrenci sayısının toplamının yüzde 3 oranındadır. DEHB olan bir çocuğun yaratmış olduğu problemler ebeveynleri tarafından yeterli disiplin verilmemesiyle alakalı değildir. DEHB çocuğun doğumundan itibaren var olan, beyinde dikkat ve davranış kontrolü sağlayan merkezlerin yeterli düzeyde çalışmamasından kaynaklanan, kalıtsal bir sorundur.”

Şimşek, öğretmen ve aile iletişimim ile tanılamanın hızlı yapılmasının sağlandığını anlatıyor: “Öğretmenlerin bilinçlendirilmesi ile DEHB olan çocuklar erken teşhis edilebilmektedir. DEHB belirtilerinin erken yaşlarda teşhisi DEHB’si nedeniyle ortaya çıkan problemlerin engellenmesi, tedavisinde ve davranış geliştirme yöntemi uygulanarak çözüme kavuşturulması ile sınıf ortamındaki yönetsel düzenlemelerin ve hizmet içi eğitim programlarının gerçekleştirilmesi büyük öneme sahiptir. Öğretmenlerin DEHB olan çocuklar hakkında tüm bu bilgileri göz önünde bulundurarak hareket etmeleri gerekmektedir. Öğretmenlerin bilinçli olmasının öğrencileri topluma kazandıracak en büyük etken olduğu unutulmamalıdır. DEHB tanısı konmuş çocukların akranları arasından ayırt edilerek fark edilmeleri ve tanılanmalarında aileleri, öğretmenleri ya da okul sağlığı hemşireleri önemli düzeyde etkilidir. Ailelerin çocuklarının DEHB’in hangi alanlarda ya da aralıklarla gözlemlediği belirtileri alanında uzman çocuk psikiyatrisi ile paylaşması önemli bir gerekliliktir. Keza bu tespitlerin çoğunun DEHB tanısı için yeterli olmadığı bilinmektedir. Öğretmenlerin ebeveynler ile birlikte öğrencilerin sınıf içi davranışlarını, duygularını, akranları ile iletişimlerini uzun bir zaman zarfında gözleme imkânı olan erişkin kişilerdir. Bu ve benzeri gerekçeler, öğrenim döneminde öğretmenlerin kendi tespitleri ebeveynlerin tespitleri ile birleştirilerek değerlendirmeye alınması olguların erken dönemde teşhisi, istenilen ya da arzu edilen bir yaklaşım olarak faydalı olabilir. Öğretmenler dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanılı öğrencilerin tespitinde önem arz eden verilere sahip olabilirler.”

DEHB ÖĞRENME YOLCULUĞUNU NASIL ETKİLER?

Dağcı’nın araştırmasında öğretmenlerin ve ailelerin DEHB’li öğrencilerle yaşadıkları zorlukları da anlatan bir bölüm bulunuyor: “DEHB öğrenme ve zeka ile yakından ilişkili bir bozukluktur. Bireyin öğrenmeye dönük direkt etkisi olan DEHB dolaylı yoldan ise zekayı etkilemektedir. Okullarda öğretmen ve yetkililerin, evde ise aile bireylerinin bu konunun öneminde büyük yeri vardır. DEHB’li bireylerde öğrenmenin önündeki en büyük engel aynı anda birden fazla uyaranla ilgilenmeleridir. Bunun temel sebebi ise seçici dikkat ve dikkatin sürdürülmesi bozulmalardır. Yapılan çalışmalar DEHB’li bireylerin harfleri tek tek okumakta başarılı olmalarına rağmen kelimeleri okumakta zorlandıklarını göstermektedir. Bu noktada ise organizasyon becerisindeki zayıflık ön plana çıkmaktadır. Alan dizini çalışmalarında DEHB ve zeka arasındaki ilişkiye dönük araştırmalar mevcuttur. Sık kullanılan yöntemlerden biri ise zeka testleri ile zekanın ölçülmesidir. Bu noktada birçok bilişsel boyutu ölçmesi yönünden WISC-R tercih edilmektedir. Yapılan çalışmalarda DEHB’li bireyler WISC-R zeka testinden ortalama zeka puanı ranj aralığında bulunmuştur. Buna karşın bireylerin akademik başarısındaki düşüklük ise WISC-R sonuçları ile çelişmekte ve alan dizin çalışmalarında bununla ilgili tartışmalar sürmektedir. Son zamanlarda ülkemizde DEHB’li bireylerde zekanın ölçülmesi için RSPM uygulanmakta ve zekayı yordayıcı olduğu bulunmuştur.

DEHB İLE ZEKA ARASINDA BAĞLANTI VAR MIDIR?

“DEHB’nin zihinsel yetersizliğe neden olmadığı, bunun aksine zihinsel yetersizliği olan bireylerde dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik belirtilerinin olabileceği belirtilmektedir.”

DEHB’li çocukların akademik başarılarına dair en çok sorulan soruların başında, zeka düzeylerinin etkilenip etkilenmediği geliyor. Bu alanda araştırma yapan Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Özel Eğitim Anabilim Dalı Üstün Zekâlılar Öğretmenliği Programında Yüksek Lisans tezi hazırlayan Mevlüt Cirık’ın araştırması şu verileri ortaya koyuyor: “DEHB ile IQ arasındaki ilişkiyi ele alan çalışmalarda ortaya çıkan sonuçların çelişkili olduğu görülmektedir. Frazier, Demaree ve Youngstrom’un yaptığı meta-analiz çalışmasında DEHB’li grubun IQ ortalamasının DEHB’li olmayan gruptan ortalama 9 puan düşük olduğu ortaya çıkmıştır Nelson’un yaptığı çalışmada 50 DEHB’li öğrencinin SB5 uygulanarak aldığı IQ ortalaması normal aralıkta ancak kontrol grubundan anlamlı derecede düşük olarak çıkmıştır. Araştırmalar DEHB’nin tanılanmasında sadece zekâ puanının dikkate alınmasının yeterli olmayacağını göstermektedir. Bu konuda yaygın olarak yapılan çıkarım, DEHB’li çocukların zekâ düzeylerinin normal düzeyde olduğu yönündedir. Bazı çalışmalarda DEHB’li bireylerin zekâ puanlarının düşük çıkmasının nedeni olarak DEHB’li bireylerin de Özgül Öğrenme Güçlüğü teşhisli bireyler gibi heterojen bilişsel performansa sahip olmaları ve bazı alt testlerde düşük performans göstermeleri nedeniyle zekâ puanlarının düşük çıkması ileri sürülmektedir Araştırmada yer alan 23 öğrencinin norm değerinden iki standart sapma ve daha düşük GIQ puanına sahip olması, DEHB’nin zihinsel yetersizliğe yol açtığı varsayımını ortaya çıkarabilmektedir. Ancak DEHB’nin zihinsel yetersizliğe neden olmadığı, bunun aksine zihinsel yetersizliği olan bireylerde dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik belirtilerinin olabileceği belirtilmektedir.

ÇATIŞMA NOKTASI: ÜSTÜN YETENEKLİ DEHB

“Dikkat eksikliği ve hiperaktivite belirtileri olan üstün zekâlı çocuklar öğrenim hayatlarının başlarında konulara dikkatlerini veremeseler dahi ihtiyaç duydukları bilgiyi öğrenebilmektedirler.”

 DEHB tanısının zeka ile ilişkisine dair önemli çalışmalardan biri de Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi hazırlayan Merve Şimşek’e ait. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna sahip üstün yetenekli çocukların yaşadığı sosyal-duygusal sorunlar hakkında öğretmen görüşlerini derleyen Şimşek’in araştırmasında ortaya koyduğu örnekler şöyle: “IQ puanı 120’nin üzerinde olan DEHB tanısı konmuş çocukların birinci derece akrabalarında DEHB tanısı daha fazla tespit edilmiştir. Bu grubun bilişsel özellikleri, psikiyatrik bozuklukları ve davranış özellikleri, normal zekâ düzeyine sahip ve DEHB tanısı konmuş olan çocuklar ile benzerlik gösterdiği bilinmektedir. Erişkin bireylerde yüksek IQ’ya sahip ve DEHB belirtileri gözlemlenmiş kişilerin yaşam standartları, aile-akraba ve iş hayatındaki işlevsellikleri ortalamadan daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Yüksek IQ puanına sahip ve DEHB belirtileri gösteren bireylerin bu durumuna eşlik eden psikiyatrik bozukluklar, işlevsellikte bozulmalar ve ailesel geçişleri normal IQ puanına sahip ve DEHB belirtileri gösteren bireylerle paralellik göstermektedir. Araştırmacılar bu sonuçlara göre; DEHB’nin üstün yetenekli kişiler ve normal zekâ puanına sahip bireyler için de araştırılması gereken bir tanı olduğunu ileri sürmektedirler. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite belirtileri olan üstün zekâlı çocuklar öğrenim hayatlarının başlarında konulara dikkatlerini veremeseler dahi ihtiyaç duydukları bilgiyi öğrenebilmektedirler. Ev ödevlerini yapmasalar, evde ders çalışmasalar bile, sadece okulda sınıf içi eğitimi ile derslerinde başarı gösterebilirler. Bu ve benzeri nedenlerden ötürü erken yaşlarda DEHB bakımından gözlemlenemeyebilirler. Erken yaşlarda akademik konular haricinde tespit edilen en sık problemlerden birisi akran ilişkilerinde sorunların yaşanması, öfke patlaması, kontrolsüzlük, düzeni bozan davranış biçimleri, karşı gelme, inatlaşmaktır. Ancak ilerleyen yıllarda, lise öğrenimi süresince derslerinde zorluk yaşamaya başlamaktadırlar. Öğrenim hayatları boyunca benzeri zekâ düzeyine sahip olan akranlarının gerisinde kalarak başarısızlık sergileyebilmektedirler.”

AİLENİN TUTUMU BAŞARIYI ETKİLİYOR

“Hiperaktif çocukların akademik gelişimleri, davranışlarındaki gelişimlerinin büyük sebebi ebeveyn tutumları olduğu birçok örnek ile görülmüştür.”

DEHB tanısı konulmuş çocukların gerek akademik eğitimleri gerekse tıbbi tedavi aşamalarında başarı elde edebilmek için ailenin durumu kabullenmesi ve olumlu tutum sergilemesi büyük önem taşıyor. Beykent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Psikoloji Anabilim Dalı Klinik Psikoloji Bilim Dalında, “Hiperaktif çocukların davranış bozuklukları ve akademik öğrenmeleri ile ebeveyn tutumları arasındaki ilişki” üzerine Yüksek Lisans Tezi hazırlayan Aslı Dağcı’nın bu konuda ortaya koyduğu veriler şöyle: “Ebeveyn yani anne-baba çocukların hayatlarında en çok iletişim kurdukları kişilerdir. Öğrenme ve büyüme anne-baba tarafından olur. Tutumlar değiştikçe çocuğun davranışları, öğrenmeleri, neye nasıl tepki vermesi, olayları ne yönde algılaması, ileriki hayatında özgüven ve ne istediğini bilen bir birey olması adına en önemli durumdur. Hiperaktif çocukların öğrenmeleri daha çok harekete dayalıdır. Yapılan dikkat çalışmalarında masa başı sürelerini kısıtlı kullanmaları ve çabuk sıkılmaları görülmüştür. Kendilerini çalışmaya vermek, istene çalışma sonuna kadar sadık kalmak, aynı performansı sonuna kadar gösterememek gibi durumları sergilemektedirler. Okuldaki öğretmenler ile konuşulduğunda da çocukların aynı süreçleri okulda da gösterdikleri öğrenilmiştir. Bu süreçte ebeveyne çok görev düşmektedir. Çünkü çocuğun bu hareket halinin evdeki yaşananlardan, anne-babasının yaklaşımından fazlasıyla ilgisi vardır. Farkında olan ebeveyn de çocuğun öğretmenine ve girdiği her sosyal ortamdaki lidere mutlaka söylemesi gereken, uyarması gereken durumları benimsemiş olması tamamen başarı getirir. Hiperaktif çocuklara has öğrenme şekilleri ile eğitimin verilmesi o çocukların başarısını etkilemektedir. Dikkat öğrenme için en gerekli durumdur. Bu yüzden hiperaktif çocukların öğrenme şekilleri önemlidir. Sonuç olarak araştırmada ebeveyn tutumlarının birçok etkenlerden dolayı farklılık gösterdiğine kavuşulmuştur. Hiperaktif çocukların öğrenmelerine, akademik gelişimlerine onlara yaklaşılan tutumun, öğretme tarzlarının tamamen etkilediği görülmüştür. Hiperaktif çocukların akademik gelişimleri, davranışlarındaki gelişimlerinin büyük sebebi ebeveyn tutumları olduğu birçok örnek ile görülmüştür.”

ÖĞRETMENLERİN YARDIMCISI ÖDÜL UYGULAMASI

“DEHB’li öğrencilerin kendilerine olan güvenlerinin öğretmenleri tarafından güçlendirilmesi, küçük ilerlemelerinin dikkate alınması ve pekiştirilmesi önemli olan bir diğer konudur. Bu öğrenciler sadece sonuca göre değil, herhangi bir konuda çaba göstermeye başladığı an ödüllendirilmelidirler.”

Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi hazırlayan Merve Şimşek, “Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna sahip üstün yetenekli çocukların yaşadığı sosyal-duygusal sorunlar hakkında öğretmen görüşleri” konulu araştırmasında DEHB tanılı öğrencilerin öğretmenleri için önerileri sıralıyor: “DEHB olan çocukların çevresindeki uyarıcıları görmezden gelebilmesi oldukça zordur. Sınıf içerisinde uyarıcıların düzenlenmesi, özellikle temel eğitim düzeyinde dikkat toplama sorunu yaşayan öğrenciler için özel önem taşımaktadır. Bunun nedeni ise çocukların dikkatlerini, amaçlı çalışmalara yoğunlaştırmaları gerekliliğidir. DEHB olan çocuklar, sınıf içinde akademik, sosyal, duygusal vb. birçok sorunla da ön plana çıkabilmektedir. Öğrencilerin, sorun yaratan davranışları hangi durumlarda sergilediklerinin tespit edilmesi ve öğretmenlerinin bilgilendirilmesi çok önemlidir. DEHB’li öğrencilerin kendilerine olan güvenlerinin öğretmenleri tarafından güçlendirilmesi, küçük ilerlemelerinin dikkate alınması ve pekiştirilmesi önemli olan bir diğer konudur. Bu öğrenciler sadece sonuca göre değil, herhangi bir konuda çaba göstermeye başladığı an ödüllendirilmelidirler. Bu ödüller çocuğun ilgilerine göre değişiklik gösterebilmektedir. Ödülleri kullanırken ölçülü davranmak ve istenen davranışın pekiştirildiğinden emin olmak gerekmektedir. Özellikle sözel övgü ifadelerini kullanırken öğrencinin üzerinde baskı yaratabilecek ifadelerden kaçınılmalıdır. Bu noktada daha çok öğrencinin özgüvenini yükseltecek ifadeler kullanılmalıdır. Sözel pekiştireç haricinde etkili başka pekiştirme yöntemleri de bulunmaktadır. Örneğin, öğrencinin basamaklandırılmış bir beceriyi gerçekleştirmesini istiyorsak simgesel ödül yöntemi etkili olabilmektedir. DEHB tanısı konmuş öğrencilerin sorunlu davranışları ile başa çıkmak için öğretmenlerin öğrencilere karşı davranışları da önemlidir. Sınıf içerisinde sorunlu davranışlar sergileyen, hareket etmeden duramayan, sınıf içerisindeki arkadaşlarının dikkatlerini sürekli dağıtan bir öğrencinin davranışlarını öğretmenleri farklı şekilde yorumlayabilmektedirler. Öğretmen, böyle bir durum karşısında dersinin yeterince ilgi çekici olmadığını, kendisinden kaynaklı ders ortamının sıkıcı olduğunu düşünüp öfkelenebilir, öğrencinin bu durumda verileni alamama, dersten faydalanamama düşüncesine kapılarak öğretmekten vazgeçebilir ya da öğrencinin dikkat toplama sorunu yaşadığını düşünerek bu sebeple dinleyemediğini düşünebilir.”

ÖĞRETMEN, ETKİLİ BİR REHBER OLMALI

Şimşek, araştırmasında öğretmenlerin DEHB’li çocuklara eğitim verirken üstlenmek zorunda kalacağı sorumluluklara dair de şu bilgileri veriyor: “Bir öğretmenin DEHB hakkında doğru, etkili uygulama yöntemlerine hâkim ve yeterli bilgi birikime sahip olması gerekmektedir. DEHB hakkında yeterli düzeyde bilgi ve birikime sahip olan bir öğretmen DEHB’si olan çocukları erken dönemde teşhis edebilir. Bu erken teşhis sonucunda tedaviye yönlendirebilme ve bu çocukların yaşadıkları davranış bozuklukları ve ders yapabilme sorunlarının azalmasına büyük katkı sağlayabilirler. DEHB tanısı çocukların davranış bozuklukları ve dikkatini toplama problemleri zekâ düzeyinin çok fazla ya da yetersiz olması, şımarıklık veya tembel davranışlar sergilemesi gibi durumlara bağlı olmayıp, beyinlerindeki nöro-gelişimsel bozukluk nedeniyle davranışlar ve dikkati sağlayan merkezin istenilen düzeyde çalışmamasından kaynaklanmaktadır. Eğitimci hiçbir öğrencisinden vazgeçmeden, yeteneklerinin, ihtiyaçlarının farklı olabileceği öngörüsüyle hareket ederek, DEHB’si olan öğrencilerine destek olmalı ya da yol gösterici bir rehber olmalıdır. Fiziksel engeli olan bir öğrenciye yardımcı olmanın bir gereklilik olduğu gibi dikkat ve davranışlarını kontrol altında tutma engeli olan bir öğrenciye sabır, anlayış ve ilgi gösterilmesi elzemdir. Öğrencinin yetenekleri, başarılı olduğu konular tespit edilerek, yetenek ve başarılı olduğu alanların geliştirilmesi desteklenmelidir. Öğrenciyle ilgili problemlerin var olması durumunda dahi, öğrencinin iyi davranışları, başarıları hakkında olumlu yorumların yapılması uygun bir davranıştır. DEHB nedeniyle ev ödevi almayı, yapmayı unutan, ders araç ve gereçlerini kaybeden veya okulda unutan, ders sırasında olumsuz davranışlar sergileyen bir öğrencinin ailesi ile birlikte problemlerin giderilmesi konusunda aileyle koordineli hareket edilmelidir. Sorunların nedenleri, çözüm odaklı uygulamaların tespiti ve sorunların nasıl aşılabilmesi ile ilgili rehberlik servisinden danışmanlık desteği alınmalıdır. Sorunların çözüme ulaşmaması durumunda ise çocuk psikiyatrisi desteği alınması en uygun olanıdır.”

AKRANLARI ÖNÜNDE NASIL DAVRANMAK DOĞRUDUR

DEHB olan öğrenciler çoğunlukla sosyal biliş becerilerinde de problemlidirler. Daha yalın bir ifadeyle karşısındaki insanların bakış açılarını kavrama ve takdir etme konusunda akranlarına nazaran yeterli değildirler. Ben mesajı diğer kişilerin görüş açılarını kavramayı öğrenmede etkili bir uygulamadır. Örneğin, bir öğrenciye “problem çıkartıyorsun” , “yine geç kaldın” gibi cümleler kullanırsak kendini saldırılmış ve suçlu hissedecektir. Bunun yerine eğer “o davranış benim dikkatimi dağıtıyor ve ben ders anlatırken sen konuştuğunda kendimi rahatsız hissediyorum” denildiğinde öğrenci problem davranışını değiştirmeye daha istekli olacaktır. Bunun yanında soru sormadan çok değerlendirmeler yapmak iletişim açısından faydalı olacaktır. Çocukların yaramazlık yapmaları durumunda, çoğunlukla çocuklara çok fazla soru sorulur. Bu durum çocuğa kendini savunması gerektiğini hissettirebilir. Bu nedenle öğretmenler soruları değerlendirme ve farklılaştırma gerekliliğinin farkında olmalıdırlar. Derse geç kalan bir öğrenciye “geç kaldığın için seni çok merak ettim” ifadesi kullanılmalıdır. Bunun dışında “geç kaldın neredeydin” ifadesi uygun değildir.

FARKLILAŞTIRILMIŞ ÖDEVLERLE DEHB’Lİ ÖĞRENCİLER KAZANILABİLİR

“DEHB olan öğrenciler için, ödevlerin farklılaştırılarak bu öğrencilerin bireysel özelliklerine göre düzenlenmesi, DEHB olan öğrencilerin sınıf içerisinde var olduklarını daha iyi hissetmelerine ve okulda işlenen ders konularını farklılaştırılmış ödevler sayesinde daha iyi bir şekilde tekrar edebilmelerine yardımcı olmaktadır.”

Bu öğrencilerin okul ve ev ortamında ekedemik eğitim sürecinin önemli köprülerinden biri de ödevlerdir. Aile tutumu ve öğretmen gözleminin önemli ölçüde etkili olduğu ödev verme ve değerlendirme aşamasında yapılması gerekenleri Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Özel Eğitim Anabilim Dalı Zihinsel Engellilerin Eğitimi Bilim Dalında yüksek lisans konusu olarak araştıran Mustafa Koray Köseoğlu’nun tavsiye niteliğinde tespitleri bulunuyor: “DEHB tanısı konulmuş öğrencilerin ödevlerine ve kendilerine verilen okul dışı görevlerine odaklanmaları normal gelişim gösteren öğrencilere kıyasla daha düşük seviyelerde olabilir. Bunun sonucu olarak da, ev ödevlerinin hizmet ettiği pekiştirme, ön hazırlık sağlama, sorumluluk kazandırma, öz saygı geliştirme ve bilgilerin genellemesi gibi becerilerini geliştirmekte zorlanabilirler. Öğrencilerin bireysel özellikleri eğitim öğretim ortamlarının ve materyallerinin tasarlanmasında dikkate alınması gereken en önemli noktalardan biridir. DEHB olan öğrenciler için, ödevlerin farklılaştırılarak bu öğrencilerin bireysel özelliklerine göre düzenlenmesi, DEHB olan öğrencilerin sınıf içerisinde var olduklarını daha iyi hissetmelerine ve okulda işlenen ders konularını farklılaştırılmış ödevler sayesinde daha iyi bir şekilde tekrar edebilmelerine yardımcı olmaktadır. DEHB olan ya da farklı alanlarda öğrenme sorunu yaşayan öğrencilerin ev ödevlerinin farklılaştırılmasıyla bu öğrencilerin akademik başarılarının yanında ödev yapmaya yönelik olumlu tutumlar geliştirmelerine ve özgüven duygularının gelişiminde katkı sağlanabilir. Ödevlerin farklılaştırılması konusunda sınıf öğretmenlerine özel eğitim danışmanlığı sağlanabilir. Ayrıca okullarda bir özel eğitim uzmanı görevlendirilerek sınıf öğretmenlerine rehberlik etmesi sağlanabilir.”

FARKLILIKLARINA ODAKLANMAK GEREK

“DEHB olan öğrencilerin sınıf ortamında dikkatini, aşırıya kaçmamakla birlikte neşeli ve şakacı tavırlarla toplayabilmek mümkündür. Aynı zamanda yönergeleri mümkün olduğunca sadeleştirmek gerekmektedir çünkü basit cümleleri kavramaları daha kolay olmaktadır.”

Akranları içinde uyarı almaktan hoşlanmayan DEHB tanılı çocukları motive etmek için, onların olumlu davranışlarına odaklanmak gerekiyor: “DEHB olan çocuklar derste arkadaşlarının ve öğretmeninin ilgisini çekmek için uygunsuz davranışlarda bulunabilirler. Her çocuğun ihtiyacı olan ilgi çocuğun yaptığı olumlu şeyler fark edilerek verildiğinde, çocuk uygun olmayan davranışlarını azaltacaktır. Öğretmenlerin bu konuda gerekli sabır ve gayreti göstermeleri gerekmektedir. Günümüzde çocukların zamanlarının büyük bir kısmı okulda geçmektedir. Bu demek oluyor ki, çocukların özellikle bilişsel ve akademik gelişimlerinde okul ve öğretmenin görevi çok büyüktür. Öğretmenlerin çocukların gelişim özellikleri hakkında bilgi sahibi, yetenekleri geliştirici ve problemlere çözüm sunan kişiler olmaları çocukların geleceği için büyük önem taşımaktadır. Bu durum özellikle özel eğitim öğrencilerini daha çok etkilemektedir. Örneğin, okul hayatları boyunca dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanısı konmuş olan çocuklar, aşırı hareketli olmaları, dikkatsiz davranışları ve sınıf ortamındaki düzensizliklerinden ötürü öğretmenlerinin beklentilerini gerçekleştirememeleri gerekçesiyle problemler yaşayabilmektedirler. Sınıf içi problemli davranışların yanında diğer öğrencilerden daha düşük akademik başarı da göstermektedirler. Ayrıca bu öğrencilerin sınıf tekrarı, suç işleme oranı, madde kullanımı, sosyal ve duygusal uyum problemleri ve okuldan atılma gibi sorunlar yaşamaları daha yüksek bir ihtimaldir. Bu sebeplerle DEHB sadece bireysel bir problem değil aynı zamanda ülkelerin sağlık ve okul politikalarını da etkileyen bir bozukluktur. DEHB olan öğrencilerle çalışan öğretmenler öncelikle öğrencinin ebeveynlerinden destek talep etmeli ve onlarla işbirliği içinde hareket etmelidirler. Yalnızca öğrenci ile sorun yaşandığı zaman değil sık sık ebeveynler ile görüşülmesi gerekmektedir. Böylece sorunların ortaya çıkmadan önce giderilebilmesi mümkün olabilir. Ortaya çıkan sorunları ise danışabilmek için ebeveynler haricinde profesyoneller (psikolog, özel eğitim uzmanı vb.) ile iletişim halinde olmak faydalı olabilmektedir. Öğrencinin yaşadığı sorunları en aza indirgemek için sınıf içi düzenlemeler yapılması gerekmektedir. Öğrencinin en ön sırada oturması, öğrenci ile göz teması kurulması gibi düzenlemeler ile öğrencinin dikkatini toplaması sağlanabilir. DEHB olan öğrenciler dağınıklığın aksine düzenli ortamlara ihtiyaç duymaktadırlar. İç dünyalarını kendi başlarına düzenleyemedikleri için dış dünyalarının başkaları tarafından düzenlenmesine ihtiyaç duymaktadırlar. Sürekli unutkanlık gösteren ve ne yapacaklarını bilmeyen DEHB olan öğrencilerin yönlendirilmesi, sınırlandırılması ve düzenin belirlenmesi ile ilgili öğretmenleri tarafından hazırlanmış kurallardan faydalanabilirler. Öğretmenler tarafından belirlenen kurallar DEHB tanısı olan çocukların rahatlıkla görebileceği, ihtiyaç duyduğunda bakabileceği yerlerde olmalıdır. Kendilerinden istenenleri sürekli gören, inceleyen öğrenciler çevrelerindeki kişilere daha fazla güven duyabilmektedir. Yapılması gerekenlerin periyodik olarak sürekli yazılı ve sözlü tekrarlanması gerekmektedir. Bu gibi düzenlemeler öğrencilerin özgüvenini arttırmakta ve unutkanlığı azaltmakta yardımcı olmaktadır. DEHB olan öğrencilerin sınıf ortamında dikkatini, aşırıya kaçmamakla birlikte neşeli ve şakacı tavırlarla toplayabilmek mümkündür. Aynı zamanda yönergeleri mümkün olduğunca sadeleştirmek gerekmektedir çünkü basit cümleleri kavramaları daha kolay olmaktadır. Öğrenciye zaman zaman basit, öğrenci başarılı oldukça dozajı artırarak kalıcı sorumluluklar yüklemek derse katılımı arttırabilmektedir. Derse katılımı arttırmanın bir diğer yolu da puanlama ve ödüllendirme sistemidir. Öğrenci ödüle ulaşabilmek amacıyla dikkatini daha fazla yoğunlaştıracaktır. Öğrencinin ilgilerine ve öğrenme biçimine göre yöntemler belirlenebilir. Uygulanan yöntemin etkisi kontrol edilerek başarı durumu gözlemlenmeli, başarısız olduğu çalışma yöntemleri değiştirilmelidir. DEHB olan öğrenciler için sadece okul ortamında değil okul sonrası yapması gereken sorumlulukları için de bazı düzenlemeler gerekebilmektedir. Bu düzenlemelere okul sonrası yapması gereken görevleri not etmekle başlanabilir. Bunun için ödevlerin yazılı olduğu bir defter temin edilmesi ev – okul arasında bir bağlantı sağlamak açısından faydalı olacaktır. Bu sayede evde de okula ait sorumluluğunun olduğunun hatırlanması sağlanabilir. Evde yapılan ödevlerin kontrollerini yaparken, ödevin çokluğunun önemine bakmak yerine ödevin kaliteli yapılmasına dikkat etmek daha yararlı olacaktır. Ödevlerin kaliteli yapılmasını sağlamak amacıyla ödevleri parçalara bölerek vermek gerekebilir. Böylece öğrencinin başarı seviyesi yükselir ve özgüvenleri artabilir. Tamamlanan ödevlerin sonucunda öğrendikleri veya öğrenemedikleri hakkında çocuğa sorular sorarak sık sık kontrol altında tutmak, öğrenemediklerini tekrar etmesinde yardımcı olmak gerekmektedir.”

BAŞARILI ANLARI DESTEKLENMELİ 

“Öğrencilerin sadece akademik başarılarını değil aynı zamanda duygusal yönlerini de ele almak gerekmektedir. DEHB olan çocuklar öğrenim döneminde okul içi faaliyetlerin eğlendirici yanlarını bulmak, başarısızlık, beceriksizlik yerine başarılı olmanın yollarını aramaktadırlar. Endişe, korku, sıkıntı, huzursuzluk yerine yapılan her faaliyette veya eğitim metodunda heyecan yaşama arzusu içinde olmaktadırlar. Ancak DEHB olan çocuklar sürekli başarısızlık yaşayabilmektedirler. Başarılı oldukları anları kaçırmamak için tetikte olmak gerekmektedir. Takdir etmeniz, övmeniz durumunda olumlu tepkiler alabilirsiniz, aksi takdirde içe kapanıklık, konuşmama, güven kaybı gibi kendi iç dünyasına çekilebilirler. Bu nedenle DEHB olan çocukları başarılı oldukları her durumlarda takdir etmek gerekmektedir. DEHB olan öğrencilerin duygusal yönlerinin yanında sosyal yönlerinin gelişmesi için de gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Örneğin, her ders için bir çalışma arkadaşı edinmesini sağlayarak sosyalleşmesine yardımcı olunabilir. DEHB olan öğrencinin durumu hakkında arkadaşlarının bilgileri olması durumunda, dışlanması engellenebilir ve sağlıklı iletişim kurmaları pekiştirilebilir.”

DEHB’Lİ ÇOCUKLAR SPORLA DESTEKLENEBİLİR

Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beden Eğitimi ve Spor Bölümü, Sporda Psiko – Sosyal Alanlar Anabilim Dalı Programında Doktora Tezi Çağatay Dereceli, DEHB’li öğrencilerin Tai-Chi’ye ilgileri üzerine şu bilgileri aktarıyor: “Araştırmanın amacı Tai chi (TC) programına katılımın dikkat eksiliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocukların iç- dış denetim odağı ve dikkat düzeylerine etkisini belirlemektir. Araştırmada iki grup yer almıştır. TC grubu 6 kız 6 erkek toplam 12 öğrenciden oluşmuştur. Öğrencilerin yaşları 7-12 arasındadır. Aynı sayılarda ve yaş aralığında kız ve erkek öğrenci kontrol grubunda (KG) yer almıştır. Tüm katılımcılara sağlık personeli tarafından dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu teşhisi konmuştur. Katılımcıların hiçbiri daha önce düzenli fiziksel egzersiz yapmamıştır. Araştırma 4 ay (16 hafta) sürmüştür. Tai Chi (TC) grubu haftada 3 gün 45 dakika süren ve birçok fiziksel ve psikolojik faydalarından söz edilen Tai Chi Form çalışmalarına katılmıştır. Kontrol grubunda (KG) bulunan öğrenciler ise normal yaşantılarına devam etmişlerdir. Tai chi’nin etki süreci ön test (TC programına başlamadan önce), orta test (6 hafta sonra) ve son-test (16 hafta sonra) olmak üzere tekrarlı 3 ölçümle belirlenmiştir. TC grubunda ilk, orta ve son test puanlarında “kader için denetim odağı” ve “başarı için denetim odağı” faktörlerinde kaydadeğer fark bulunmuştur. Aile ilişkileri ve batıl inanç, aile ilişkileri ve kader, başarı ve batıl inanç arasında anlamlı bir ilişki vardır. TC grubu dikkat testinde erkek çocuklarda tamamlama süresi ve düzeltme sayısı açısından anlamlı fark vardır. Sonuç olarak TC, DEHB tedavisinde kullanılabilir. Yine de yeni araştırmalara gereksinim vardır.”

 

 

 

KAYNAKÇA

 

  • Aslı Dağcı/ Hiperaktif Çocukların Davranış Bozuklukları Ve Akademik Öğrenmeleri İle Ebeveyn Tutumları Arasındaki İlişki/ Beykent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Psikoloji Anabilim Dalı Klinik Psikoloji Bilim Dalı

 

  • Çağatay Dereceli/ Tai-Chi Programına Katılımın Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu Olan İlköğretim I.Kademe Öğrencilerinin İç- Dış Denetim Odağı Ve Dikkat Düzeylerine Etkisinin Araştırılması/ Ege Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beden Eğitimi Ve Spor Bölümü Sporda Psiko – Sosyal Alanlar Anabilim Dalı Programı

 

  • Elif Ercan/ Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Tanısı Almış İlköğretim Öğrencilerinde Saldırganlığın Ailesel Ve Bilişsel Faktörlerle Modellenmesi/ Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Rehberlik Ve Psikolojik Danışmanlık Bilim Dalı

 

  • Merve Şimşek/ Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğuna Sahip Üstün Yetenekli Çocukların Yaşadığı Sosyal-Duygusal Sorunlar Hakkında Öğretmen Görüşleri/ Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü

 

  • Merve Canlı/ Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Olan Çocuklarda Pragmatik Dil, Duygu Tanıma Ve Zihin Kuramı Becerilerinin Değerlendirilmesi/ Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Ve Ergen Ruh Sağlığı Ve Hastalıkları Anabilim Dalı

 

  • Mevlüt Cirık/ Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Ve Özel Öğrenme Güçlüğü Olan Bireylerin Bilişsel Profillerinin Anadolusak Zekâ Ölçeği İle İncelenmesi/ Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Özel Eğitim Anabilim Dalı Üstün Zekâlılar Öğretmenliği Programı

 

  • Mustafa Koray Köseoğlu/ Zihinsel Engellilerin Eğitimi Bilim Dalı Farklılaştırılmış Ev Ödevlerinin Dikkat Eksikliği Ve Hiperaktivite Bozukluğu Olan Öğrencilerin Ev Ödevlerine Yönelik Tutumlarına Etkileri/ Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Özel Eğitim Anabilim Dalı

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir