Son Dakika

Tüm Yönleriyle Beyaz Zambaklar Ülkesi Finlandiya

Öncelikle ‘Beyaz Zambaklar Ülkesi’nden herkese merhabalar, bugün bu satırları yazabilmek gerçekten çok güzel ve keyif verici. Ben bu yazıyı Finlandiya hakkında birinci ağızdan bilgiler paylaşmak açısından kaleme alıyorum. Belki Türkiye’den gelip eğitimlerine Finlandiya’da devam etmek isteyenler olabilir. Ben onların sorularına cevap bulmaları açısından da böyle bir yazı yazmaya karar verdim.

 

Finlandiya ile ilgili bana sorulan sorular arasında “Hocam neden başka bir ülkeye değil de Finlandiya’ya gelmeyi seçtin?” sorusu başı çekiyor. Finlandiya’ya gelmek istemem noktasında beni ilk cezbeden şey, Finlandiya’nın fen eğitiminde özellikle PISA sınavlarında göstermiş olduğu başarısıydı. Bir fen eğitimcisi olarak, bu başarının nedenlerini araştırıp okuyunca Finlandiya’da öğretmen eğitimine çok büyük önem verildiğini öğrendim. Bu nedenle oradaki eğitimi görmek, gözlemlemek ve deneyimlemek açısından Finlandiya’ya gelmek istedim. Bir diğer nedenim ise, doktora eğitimim sırasında çeşitli burslarla hem İngiltere’de hem de Amerika’da bulunmuştum ve oralarda fen eğitimi ile ilgili dersler almış eğitim sistemleri hakkında bilgiler edinmiştim. Bu nedenle post doc için bu iki ülke dışında farklı bir ülkede bulunmanın bana farklı kültürel ve eğitimsel deneyimler katacağını düşünerek Finlandiya’ya gelmek istedim. Şimdi düşünüyorum da aslında ilk başta Finlandiya’da eğitim görmek istemem için iki temel nedenim olsa da geldikten sonra “iyi ki de gelmişim” dediğim çok nedenlerim oldu. Bu nedenlere yazımın devamında detaylıca değineceğim.

Peki eğitim amacıyla gelmek için nasıl bir yol izlemek gerekiyor. Kısaca ondan bahsedeyim. Öncelikle Finlandiya’da bulunan üniversitelerin birinden kabul almak ve burs kazanmak gerekiyor. Finlandiya’da bulunan üniversitelerin birinden kabul aldık ve burs da kazandık. Finlandiya’ya eğitim amaçlı gelmek için bunlar yeterli mi? Bu sorunun cevabı maalesef ki “hayır”. Bu iki aşamadan sonra başvurulması ve takip edilmesi gereken bazı süreçler mevcut. Eğer Finlandiya’da 3 (üç) aydan fazla kalacaksanız yeşil pasaportunuz olsa dahi oturum izni almanız gerekiyor. Türkiye’de, Finlandiya oturum izni başvurusu yapmak için aracı bir firma mevcut. Bu firmanın şubeleri büyük şehirlerde bulunuyor ve randevu alarak gidiyorsunuz. Tabii giderken milyon tane belge götürüyorsunuz. Abartmıyorum özellikle oturum izni ile ilgili süreç benim açımdan biraz stresliydi. Çünkü, oturum izni başvurum hem Covid-19 hastalığının olduğu döneme denk gelmişti hem de istenilen belgeleri toplamak ve hazırlamak epey zamanımı almıştı. Hatta aileme başvuru sırasında “sadece akciğer tomografimi istemedikleri kaldı” diye espri bile yapmıştım. Yani benden o kadar çok belge ve evrak istendi. Çok yorucu bir süreçti. Randevu alıp, oturum izni için istenilen belgeleri aracı kuruma teslim ettikten sonra artık online sistem üzerinden başka bir belge istenecek mi diye bekliyorsunuz. Bazı oturum izni başvurusu yapanlardan ek herhangi bir belge istenmiyormuş, benden istenmişti. Fen eğitimi ile ilgili nasıl çalışmalar yapmayı planladığımı detaylı anlatacağım bir rapor hazırlayıp sisteme yüklemem istendi. Başvuru yaptıktan 1 ay sonra da oturum iznim çıktı. Bu süre kişiden kişiye de değişebiliyormuş. Oturum izninin 3 ay sonra onaylandığını veya 1 yıl sonra onaylandığı duyduğum başvurular da oldu. Yani demem o ki, gelmek çok zor. Eğitim amaçlı bir zor geliniyor ama uğraşmaya değer mi diye sorarsanız sonuna kadar değer derim.

Evet Finlandiya’ya gelene kadar zorluklar mevcut. Ama geldikten sonra da hemen her şey kolay bir şekilde ilerlemiyor. Mesela burada banka hesabı açmak zorlu bir süreç. Çünkü, banka hesabı açabilmeniz için sadece oturum izninizin olması yeterli değil. Kalıcı adres kaydınızın yani ikamet adresinizin de Finlandiya’ya alınması gerekiyor. Kalıcı adres kaydı için öncelikle dvv.fi internet adresinden randevu almanız gerekiyor. Randevular genelde hemen mevcut olmuyor. 1-2 ay sonraya randevu alabiliyorsunuz. Randevu zamanınız gelince istenilen belgelerle gidiyorsunuz ve kalıcı adres kaydınızı Finlandiya’ya aldırıyorsunuz. Sonra polis merkezine gidip adres kaydınızı gerçekleştirdiğinizi bildiriyorsunuz. Tüm bu süreçler sonucunda artık banka hesabı açtırabiliyorsunuz. Yani bir banka hesabı açmak bile 2-3 ay sürebiliyor. Sürecin bu kadar uzun sürüyor olması beni çok şaşırtmıştı açıkçası. Bunun nedenini sorduğumda ise, Finlandiya’da vergi denetimlerinin çok sıkı olduğu, kişilere gelen paranın kaynağının çok sıkı takip edildiği ve bunun için de bir banka hesabı açmanın bile zor olduğu söylenmişti.

 

Finlandiya’ya Türkiye’den eğitim amaçlı gelenlerin yaşadıkları bir başka zorluk ise ev, yurt gibi barınacak yerleri uygun fiyata bulamamalarıdır. Bulmaları derken barınacak yerlerin kısıtlılığı anlamında söylemiyorum. Hem ev hem de barınacak yurt fazla, fakat fiyatlar genelde Avrupa Birliği ülkeleri vatandaşlarının buralarda eğitim göreceği göz önüne alındığı için oldukça yüksek. Zaten Finlandiya yaşam kalitesi çok yüksek olan, aşırı pahalı bir ülke, üstelik Helsinki başkent olduğu için Finlandiya’nın diğer şehirlerine göre bir nebze daha pahalı. Bu nedenle özellikle az miktarda bursla gelen Erasmus öğrencileri burada çalışmak için iş arıyorlar. Çünkü Finlandiya’ya Erasmus için gelen bir öğrencinin aldığı burs miktarı ancak burada kirasını karşılayabilir. Ulaşım masrafları, yeme içme gibi ihtiyaçlarını karşılamaları için ya ailelerinden destek alacaklar ya da burada bir iş bulup çalışacaklar. Ciddi anlamda pahalı bir ülke. Sonuçta burada geçerli para birimi Euro, ne kadar ucuz olabilir! Ben geldiğimde açıkçası barınma sorunu ile karşılaşmadım. Çünkü, ben gelmeden üniversite konaklayacağım yeri ayarlamıştı. Genelde bu sorun ile Erasmus öğrencileri ve Türkiye’den gelip kendi imkânları ile burada okumak isteyen öğrenciler karşılaşıyor.

 

Finlandiya’da konaklama pahalı olduğu gibi ulaşım da oldukça pahalı. Ulaşım ağı çok gelişmiş tren, metro, tramvay, otobüs her türlü ulaşım aracı mevcut ülkede, fakat belirttiğim gibi pahalı. Mesela gideceğiniz yere göre ödeyeceğiniz miktarda değişiyor. Bir yere gidilecek en düşük ulaşım maliyeti 2,8 Euro. Gideceğiniz yerin mesafesi arttıkça 4.1 Euro vb. gibi değişen ücretler ödüyorsunuz. Durum böyle olunca öğrencilerin çoğu hatta burada yaşayan insanların çoğu bisiklet ile ulaşımını gerçekleştiriyor. Bisiklet kullanımı çok yaygın. Her yerde bisiklet yolları mevcut. Yayalar için ayrılan yolların yanında, bisiklet yolları da ayrıca belirtilmiş. Bisiklet kullanan biri kesintisiz olarak belirtilen bu yollarla kolaylıkla işine veya okuluna gidebiliyor.

 

Yazımın başında da belirtmiştim, başta Finlandiya’ya gelmek için iki büyük nedenim vardı. Daha sonra iyi ki de gelmişim dediğim nedenlerim fazlalaştı diye. Şimdi onlara değinmek istiyorum. Öncelikle Finlandiya’da eğitim tüm kademelerde ücretsiz. Bu çok güzel bir şey. Okullarda farklı kültürlerden, farklı etnik kökenlerden öğrenciler bir arada eğitim görüyor. Hatta bir bakanın çocuğu ile normal bir vatandaşın çocuğu aynı okula gidiyor. Yani herkes eşit. Özel okullar veya dershaneler yok. Sadece devlet okulları var. Özel okul ve dershane gibi yerler olmayınca da öğrencilerin öğrenimlerini gerçekleştirecekleri kurum devlet okulları oluyor ve bu nedenle devlet okulları önemli bir öğrenim alanı. Türkiye’de özel okul ve dershane gibi kurumların eğitimde eşitsizliği arttırdığı bir ortamdan Finlandiya’ya gelince, eğitimde eşitsizliklerin en aza nasıl indirgenebileceğini gördüm ve çok hoşuma gitti. Eğitimde eşitliğin olmasının yanında, Finlandiya’da öğretmenlik mesleğinin çok değerli ve prestijli bir meslek olması da ilgimi çekti. Finlandiya’da öğretmen olmak kolay bir şey değil ve gerçekten öğretmenlik mesleğini seven insanlar öğretmen olmak istiyor. Bu durum da Finlandiya’ya iyi ki gelmişim dedirten nedenlerden biriydi.

Finlandiya’da eşitlik sadece eğitim alma anlamında söz konusu değil. Eşitlik her alanda söz konusu. Mesela, üniversitelerde görev yapan öğretim üyelerinin birçoğu farklı ülkelerden gelmiş öğretim üyeleri. İlla Fin biri ile çalışalım diye bir durum söz konusu değil. Kim alanında iyi ise onların üniversitede görev yapmasına özen gösteriliyor. Yani farklı bir ülkeden gelen bir öğretim üyesi, Finli bir öğretim üyesi ile eşit bir değerlendirmeye tabi tutuluyor. Burada konuşulan resmi diller Fince ve İsveççe olmasına rağmen, herkes iyi derece İngilizce biliyor ve konuşuyor. Yani bu ülkeye geldiğinizde “ben Fince ve İsveççe bilmiyorum nasıl derdimi anlatacağım, nasıl dersleri anlayacağım” diye bir umutsuzluğa düşmenize gerek yok. Dersler hem Fince hem de İngilizce veriliyor. Fince bilmiyorsanız, İngilizceyi seçebiliyorsunuz. Üniversiteli öğretim üyesinden tut, markette görev yapan kişiye kadar herkes sizinle çok rahat İngilizce konuşabiliyor. Burada İngilizcenin bu kadar yaygın ve herkes tarafından da çok iyi konuşulması benim iyi ki de Finlandiya’ya gelmişim dedirten bir başka nedenim oldu. Herkes İngilizceyi rahat konuşabilmesine rağmen, özellikle farklı ülkelerden gelen öğrencilerin ve öğretim üyelerinin Fince öğrenmeleri teşvik ediliyor. Ayrıca Finlandiya’da iş bulabilmek açısından da Fince bilmek önemli oluyor.

 

Finlandiya’da insana verilen değerin de çok fazla olması “iyi ki Finlandiya’ya gelmişim” dedirten nedenlerden bir diğeri. Burada, her şey insanın hayatını kolaylaştırmak amacıyla düşünülmüş. Toplu taşıma araçları, yürüyüş yolları, araba yolları, park yerleri gibi daha sayamadığım birçok şey insanların kendilerini daha huzurlu ve konforlu hissedecekleri şekilde tasarlanmış. İnsana çok değer veriliyor dedim, en çok da kadınlara verilen değer hoşuma gitti. Örneğin, Finlandiya’da bir kadın çocuk sahibi olduğunda, eğer kadın bir işte çalışıyorsa hem kadının kendi çocuğunu büyütebilmesi için ona izin veriliyor hem de sahip olunan çocuk sayısına göre maddi destek sağlanıyor. Yani kadınlar çocuk sahibi olmayı düşünürken çocuğuma kim bakacak gibi bir kaygı içine girmiyor.

Finlandiya’da insanlar kurallara da harfiyen uyuyor. Uymadıklarında yaptırımlar fazla olduğu için sanırım. Mesela en ilgincime giden ve zor alıştığım bir kuraldan bahsetmek istiyorum. Kırmızı ışıkta, karşıdan gelen araba yoksa bile insanlar duruyor ve bekliyor. Ben Türkiye’de sağıma bakıp soluma bakıp araç yoksa geçmeye alışmışım burada kırmızı ışıkta araç yoksa bile beklemeye alışmam zor oldu. Ayrıca Finlandiya’da sürücüler de yayalara çok saygılı. Her yerde yaya yolları mevcut ve sürücüler insanın üzerine araba sürmüyor. Tam tersine yaya yoluna geldiklerinde duruyorlar ve yol veriyorlar. Kurallara uyduklarının bir göstergesi de dışarıda yerde bile hiçbir çöpe, atığa hatta sigara izmaritine bile rastlamıyorsunuz. Çevreyi kirletmemeye özen gösteriyorlar. Hatta evlerde çöpleri ve atıkları ayrıştırmak için farklı kovalar bulunuyor. Örneğin, benim kaldığım yerde 4 (dört) ayrı çöp kovası bulunuyor. Kâğıt atıkları için bir kova, karton atıkları için bir kova, plastik ve cam atıklar için bir kova ve de organik atıklar (yemek atıkları vb.) için de bir kova bulunuyor. Bunların hepsinin ayrı ayrı toplandığı büyük konteynerler mevcut. Dolunca kovalarınız o büyük konteynerlere boşaltıyorsunuz ve geri dönüştürülüyorlar. Finlandiya’da geri dönüştürülen maddelerin %90’dan bile fazla olduğunu öğrendiğimde hayrete düşmüştüm. Çevreye duyarlı biri olarak burada geri dönüşüme bu kadar önem verilmesi Finlandiya’ya iyi ki gelmişim dedirten nedenlerden bir diğeri oldu.

 

Finlandiya’da ayrıca az ve öz yani verimli çalışmak önemli. Finlandiyalılar çok çalışmanın her zaman mutluluk getirmeyeceğini düşünüyorlar. Çok çalıştıklarında ailelerine ve kendilerine gerekli özeni gösteremeyeceklerini düşünüyorlar. Bu nedenle daha çok aileleri ile ve doğa ile vakit geçirmekten hoşlanıyorlar. Doğa ile vakit geçirince de mutlu oluyorlar. Böylece, dünyanın en mutlu ülkesi olma sıralamasında birinciliği kimseye bırakmıyorlar. İnsanların genelinin hayatından memnun ve mutlu olduğu bir ülkede yaşayınca doğal olarak sizde küçücük şeylerden bile mutlu oluyorsunuz. Biliyoruz ki mutluluk bulaşıcıdır. Burada insanların birçoğunun hayatlarından memnun olduğunu gördükçe siz de iyi ki böyle bir ülkeye gelmişim diyorsunuz zaten.

 

İyi ki de gelmişim dediğim nedenlerden birisi de burada kendimi dinlemeye daha fazla zaman ayırabiliyorum. Kalabalık bir ülke değil, insanlar sakin, sessiz, her yer orman ve göllerle kaplı. Yani doğası muhteşem. Bu nedenle ben de bol bol uzun yürüyüşler yaparak ve doğa ile iç içe olarak mesleğimin getirmiş olduğu stresten olabildiğince uzaklaşmaya çalışıyorum. Ayrıca stres atmak için Finlandiya’da sauna kültürü de çok yaygın. Evlerde kişisel saunalar olduğu gibi, yurt vb. yerlerde de öğrencilerin faydalanabileceği saunalar da mevcut. Mesela benim kalmış olduğum yerde haftanın belirli günleri kadın öğretim üyeleri, belirli günleri de erkek öğretim üyeleri saunadan ücretsiz faydalanabiliyor. Bu nedenle burada benim de sauna alışkanlığım oluştu. Hatta diğer Avrupa ülkelerinden insanların, sırf saunalarından faydalanmak için Finlandiya’ya geldiğini bile duydum.

 

Değinmeden geçemeyeceğim. Finlandiya’ya kahveleri için bile gelinebilir. Finlandiya’da kahveler de müthiş ve insanlar kahve içmeyi çok seviyor. Bir kahve bağımlısı olarak kendime yandaşlar bulduğum için mutluyum. Kahve içme noktasında benzeşiyoruz Finliler ile ama benzeşmediğimiz noktalar da yok değil. Mesela Finliler çok çekingen, mesafeli, çok konuşmayan ve de sabırlı insanlar. En çok da sabır ve çok konuşmama konusunda benzeşmiyoruz. Sabırsız aceleci bir kişiliğim olduğundan ve çok konuştuğumdan dolayı. Farklılıklar olması çok doğal, kültürlerimiz farklı ama ben bu farklılıkları keşfederken çok keyif alıyorum. Her gün yeni bir şeyler öğreniyorum. Bunun hazzı açıkçası bir başka, hangi kelimelerle anlatacağımı bilemiyorum.

 

En çok Finlandiya’da kışın nasıl olacağını ve geçeceğini merak ediyorum. Çünkü Finlandiya kışının sert geçmesi ve uzun sürmesiyle nam salmış bir İskandinav ülkesi. Kiminle karşılaşırsam “Kışa hazır mısın?” diye soruyor. Ben de “Hazır değilim” diyorum. “Hazırlanmalısın” diyorlar. Artık kış nasıl çetin geçiyorsa, herkes beni bir uyarıyor.

 

Bu yazımda Finlandiya’ya gelmeden önce karşılaştığım ve geldikten sonra karşılaştığım zorluklardan samimiyetle bahsettim. Ayrıca yazımda Finlandiya’ya iyi ki gelmişim dediğim nedenlerimi de sıraladım. Yazımın Finlandiya’ya gelmek isteyen birilerinin yoluna ışık ve aklındaki sorulara cevap olmasını temenni ediyorum.

Sevgiyle kalın.

Hoşça kalın.

 

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir