Özel yetenekleri fark etmek istiyoruz!

Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü Ar-Ge birimi tarafından hazırlanan “Özel yeteneklerimin farkında mısınız?” projesi başladı. Proje Koordinatörü Hüseyin Şahin, İspanya, İngiltere ve Avusturya’da hem akademik hem de uygulama anlamında özel yetenekli çocukların eğitimine ilişkin yapılanların incelendiğini söyledi. Şahin, “Biz hep dezavantajlı çocuklarımız için çabalamamız gerektiğini düşündük. Oysa, özel yetenekli çocuklarımızı da fark etmeli ve onlara dokunabilmeliyiz” dedi.

 

Canan GÜLEÇ

 

Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından 2018 çağrı döneminde 64 bin 380 Avro ile hibelendirilen “Özel Yeteneklerimin Farkında Mısınız?” isimli KA1 Okul Eğitimi Personel Hareketliliği projesi başladı. Proje Koordinatörü Hüseyin Şahin, İspanya, İngiltere ve Avusturya’da özel yetenekli çocuklara dair üniversitelerdeki akademik çalışmalar ve okullardaki uygulamaları gözlemleyeceklerini anlattı. Şahin, projenin hedeflerini dair şunları söyledi: “Tüm ülkeleri ve eğitim modellerini araştırdı. En ciddi çalışmalar, sağlam oturmuş bir sistem İngiltere’de var, İspanya yeni yeni bu alanda çalışmalar yapıp farkındalık arttırıyor, Avusturya ise bu alanda çok fazla okulun olduğu bir ülke. 3 ülke gezildikten sonra öğretmenlerimizden raporlarını alıyoruz. Okullarında deneyim paylaşma toplantıları düzenleyecekler, sonra bölge okullarını ziyaret edecekler. Dijital bir platform hazırlayacağız, tüm izlenimler buraya yüklenecek, ayrıca bu platformda öğretmenler deneyimlerini paylaşabilecek. Prjede bütçesi olmayan ama desteklerle yapabileceğimiz bir yaz kampı tasarlıyoruz. Özel yetenekli çocuklarımız, öğretmenleri ve projeye katılan öğretmenlerimiz olacak. Akademisyenlerimiz olacak. 15 gün boyunca 24 saat birlikte geçirebilecekleri bir ortam hazırlamak istiyorum. En önemli kısmı da üniversite hocalarının o çocuklarla buluşması olacak. Bizim en büyük sıkıntımız, akademisyenler bizlere anlatıyor ama sınıfı biz deneyimliyoruz. Kamp sayesinde bu konuda da yeni bir bakış kazanılmış olacak.”

ÖZEL BİR ÇOCUKLA KAPI ARALANDI

Hüseyin Şahin için projenin başlama noktası, öğretmen olan eşinin özel yetenekli bir öğrencisiyle başlıyor: “Eşimin sınıfında farklı bir öğrencisi vardı, okula eğitim materyali olarak takım çantası getirir, arkadaşlarının bozulan oyuncaklarını onarırdı. Eşim bu çocuğun özel yeteneklerini görerek onu RAM’a yönlendirdi. RAM’dan gelen sonuca göre ona yeterli olmak için eşim de ben de araştırmalar yapmaya başlamıştık. O dönemde özel yetenekli çocuklarımızı ihmal ettiğimizi görmüştüm.”

ÖZEL YETENEKLİ ÇOCUKLARIN STRATEJİK DEĞERİ ÇOK BÜYÜK

Şahin, “Günümüzde, ülkemiz de dâhil olmak üzere pek çok ülkenin kalkınma hedefleri arasında, özel yetenekli bireylerin kendi ilgi alanlarını, yeteneklerini, yaratıcılıklarını geliştirmelerine yönelik fırsatları artırmak, ülkelerine ve dünyaya yararlı birer vatandaş olmalarını sağlamak yer alıyor. Ülkemizin geleceği açısında stratejik öneme haiz gördüğümüz özel yetenekli öğrencilerimizin en iyi şartlarda eğitilmesi Bursa İl MEM olarak kurumumuzun öncelikli eğitim hedefleri arasında” dedi. Şahin şöyle devam etti: “Bir potansiyel olarak seçkin ve stratejik değer ifade eden özel yetenekli bireylerin değerlendirilmesi o ülkeye ve daha geniş kapsamlı olarak bütün insanlığa çok önemli faydalar sağlayacaktır. Ülkelerin kalkınması ve iyi bir refah düzeyine gelmesinde özel yetenekli bireylerin bilim, sanat ve siyaset alanında çok iyi yetiştirilmelerine bağlıdır. Ülkemizin bekasını sağlamada stratejik öneme haiz gördüğümüz, üstün yeteneklilerin keşfi, eğitilmesi ve etkin istihdamlarının sağlanması, ülke kaynaklarımızın en değerlisi olan insanımızın, yitirilmeden bir an önce katma değere dönüştürülmesi

6 OKULDAN 36 ÖĞRETMEN GÖZLEMLEYECEK

“Özel Yeteneklerimin Farkında mısınız?” AB Erasmus+ projesi kapsamında Nizam Karasu Anadolu İmam Hatip Lisesi, Atatürk Ortaokulu, Akıncıtürk İhsan Dikmen İlkokulu, Ahmet Uyar İlkokulu, Kükürtlü Ticaret Sanayi İlkokulu ve Bilim Sanat Merkezi proje ortağı. Şahin, “Bu okullar seçilirken RAM’dan en fazla rapor yazılan okullar olmasına dikkat ettik” dedi.

PROJENİN İLK ADIMI İSPANYA

Projede görevli 36 öğretmenden 12’si İspanya’nın Sevilla kentine giderek projenin ilk kısmını tamamladı. Şahin, bu aşamayı şöyle anlattı: “Sevilla Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Eduardo R.Infante tarafından müfredatı hazırlanan ve  organize edilen  “SHINING” isimli eğitim programına katılan öğretmenler beş günlük eğitimleri boyunca 5 farklı eğitmen tarafından ele alınan ve Özel Yetenekli öğrencilerin eğitimine, öğretmen niteliklerine, aile, öğrenci ve öğretmen ilişkilerine yönelik birçok önemli konuda eğitim alma fırsatı buldular. Fakülte dekan yardımcısı tarafından karşılanan öğretmenler ilk gün İspanya eğitim sistemi ve bu sitem içerisinde özel yetenekli öğrencilerin durumu ve eğitim öğretim faaliyetleri hakkında bilgi aldılar. İlk gün öğretmenlerimize, her biri birbirinden çok farklı kişilik özelliklerine sahip olan ve  beş çocuğundan dördü özel yetenekli tanısı koyulmuş, psikoloji alanında uzmanlık yapmış mimar bir anne tarafından eğitim verildi, deneyim paylaşımında bulunuldu. Aynı gün öğleden sonra Sevilla şehrinin üniversite kazandırma ve yerleştirme oranı en yüksek olan bir okuluna ziyaret gerçekleştirildi. 100 öğrencinin kaynaştırma ve 70 civarı öğrencinin de özel yetenekli tanısı aldığı okulda öğretmenlerimize her eğitim kademesinden (ilk, orta ve lise) sorumlu yöneticiler tarafından sunumlar yapıldı, gerçekleştirilen projeler anlatıldı. İkinci gün ilk oturumda özel yetenekli öğrencilerin davranış özellikleri ve öğretmen yeterlilikleri, ikinci oturumda ise özel yetenekli öğrencilerde cinsiyete göre farklı özellikler, davranışlar ve tanılama durumları üzerinde duruldu. Üçüncü günde ise özel yetenekli öğrenciler için uyum eğitimi ve zenginleştirme programları Sevilla´daki özel yetenekli öğrencilerin okul harici zamanlarda eğitim gördüğü özel bir kurs merkezi psikoloğu ve sorumlusu tarafından anlatıldı. Öğleden sonra ise CADIS isimli bu özel eğitim merkezine gözlem ziyaretinde bulunuldu. Ziyaret sırasında eğitim merkezi öğretmenleri tarafından katılımcılara kurum ve kurumda yaptıkları projeler ile ilgili sunum yapıldı. Sınıflar ziyaret edildi ve ders gözlemleri yapıldı. Eğitimin dördüncü gününde özel yetenekli öğrencilerin eğitimi için materyal hazırlama ve özel yeteneklilere de yaratıcılık konuları üzerinde duruldu. Öğrencilerin hazırladığı ödev ve çalışmalardan örnekler sunuldu. Öğrenci çalışmaları üzerinden eğitmen psikolog tarafından önemli bilgiler ve çalışma yöntemleri hakkında bilgiler verildi. Ayrıca öğrencileri tanılama süreçlerinde uygulanan yetenek testleri anlatıldı ve örnekler sunuldu. Eğitimin son günü Özel yetenekli öğrencilerin aileleri tarafında kurulan bir derneğin başkanı tarafından bu öğrencilerin ailelerinin özellikleri, aile içi iletişim ve uygun davranışlar anlatıldı. Eğitimin sonunda ise Sosyal Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Eduardo R. Infante öğretmenlere katılım sertifikalarını verdi. Türkiye´den gelen böyle bir öğretmen grubunu ağırlamaktan ve bilgi alışverişi yapmaktan çok memnun olduğunu ve Türkiye´ye gelerek özel yetenekli öğrenciler alanında gözlem ve çalışmalar yapmak istediğini belirtti.”

“PROJE İHTİYAÇTAN ÇIKAR”

Eşinin özel yetenekli öğrencisinden hareketle önce Bursa’daki ve ardından da tüm ülkedeki özel yetenekli çocuklara dokumayı hedeflediklerini anlatan Şahin, “Bursa merkezli bir platform kuracağız, materyal paylaşımı yapılabilecek ve özel yetenekli öğrencisi olan öğretmenler bir araya gelip konuşabilecek. Proje ihtiyaçtan çıkar ve bu nedenle böyle sağlam temelli. İhtiyacımız vardı. Eşim, o yetenekli öğrencisi için diğer tüm sınıftan fazla çalışıyordu. 5 günlük eğitimle bir şey değişmez, biliyoruz ama bu bir kapı açar ve farkındalık oluşturur. Sınıfına özel yetenekli bir öğrenci geldiğinde fark edebilecek ve o çocuğa yardım edebilecek.” dedi.

 

“BAŞARININ SIRRI İSTİKRARLI PROGRAMLARDA”

Özel yeteneklilerin bir arada ayrı sınıflar ya da okullarda okutulmasının dünyada kabul gören bir yöntem olmadığını anlatan Şahin, gözlemlerini paylaştı: “Dünyada bu şekilde yapan ülke çok az, Avrupa’da kesinlikle tavsiye edilmiyor, aynen bizim gibi karma sınıflarda eğitim alıyorlar, ama öğretmenler biraz daha bilinçli ve tamamen uyguladıkları programın arkasında duruyorlar. Onlarla okul çıkışı atölye çalışmaları yapıyorlar. İngiltere 2010 yılındaki eğitim politikaları düzenlemesi ile birlikte özel yetenekli çocukların kesinlikle ayrıştırılmaması, ilan edilmemesi gerektiğini, okullardaki tüm çalışmaları durdurma kararı almışlar. Üniversitelerde bu alanda çalışanların kadroları dahi azaltılmış. Farklı bir politika izleyerek bu çocuklara hiç dokunmama kararı almışlar, çünkü dokunduğumuz zaman yanlış yönlendiriliyor ya da baskılanıyor olduğunu fark etmişler.”

EĞİTİMDE DÜNYANIN NERESİNDEYİZ?

Eğitim uygulamalarında Türkiye’yi Avrupa’daki ülkelerle karşılaştıran Şahin şunları söyledi: “Yurtdışındaki genel gezilerimizde teknolojik imkanları biraz daha iyi olabilir ama bizden çok da ileride bir yöntem uygulamıyorlar. Son gözlemimi aktarayım size, İspanya’da bilim sanat merkezi yok, özel kurum var ve veliler parasını ödüyor. Devletin karşıladığı, öğretmenini verdiği bir eğitim kurumu yok, Finlandiya’da da yok böyle bir uygulama. Rehber öğretmene özellikle sorduk, özel yeteneklilerle ilgili ne yapıyorsunuz diye. Bizde olduğunu duyunca kendileri yapmak için rapor almaya karar verdiler. Biz geride değiliz. Bizdeki hata sistemimizde. BİLSEM yok Finlandiya’da, çocuklar okuldan çıkınca isterse kursa gidiyor ve ailesi ücretini ödüyor. İspanya’da Sevilla’da özel bir merkez var binanın üst katında ve kodlamada bizim ilkokullarda kullandığımız programı kullanıyorlar, bizim lise çocuklarımız çok güzel işler ortaya kokuyor. Avrupa’da güzel sistem mühendisliği var, sistem işliyor. Sevilla’da en fazla üniversite kazandırma oranı ile Endülüs bölgesinin birinci okulu olan bir kuruma gittik, ana okulundan lise son sınıfa kadar öğrencilerin olduğu bir eğitim kampüsü, projelerini sundular, gözde proje dedikleri bizim öğretmenlerimizi sınıflarında her yıl yaptıkları işler. Ama o kadar sistemli yapmış ve tüm öğrencileri aileleriyle katmışlar. Bizim okullarımız artık proje çöplüğüne dönüştü. Yaptığımızın sonucunu görmeden yenisini yapmaya başlıyoruz.”

ÇOCUKLARA SORGULAMA BİLİNCİ KAZANDIRILMALI

Finlandiya ziyaretinde okul koridorlarında karşılaştığı manzarayı anlayan Şahin, şunları aktardı: “Gördüğümüz okulda çocuklar çok rahattı, birileri ödev yapıyor, birileri kenarda bir şey içip kitap okuyor, kimsenin gerginliği yoktu. Biz çocuklara sürekli bağırarak onları düzen içinde tutmaya çalışıyoruz. Ona çok imrenmiştim. Özel yetenekliler konusunda da öğretmenler, belediye yetkilileri, devletin kurumlar çok donanımlı ve bilinçli. Herkes düzenli olarak alanla ilgili sorumluluğunu yerine getiriyor. Okul saati bitince çocuklar 1 saat daha öğretmenleriyle çalışabiliyor. Bir de hayal gücü sınıfı vardı, çocuklar tasarımlarını resmediyor ve anlatıyor. Sonra da şu soruya cevap veriyor; “Sonucu ne olur? Sonucuna rağmen yapmak ister misin?” çocuk böylece yapmak istediklerinin ya da yapacaklarının sonuçlarını da hesaplamayı öğreniyor.”

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popular News