Okula başlarken uyum süreci ve ebeveynlere tavsiyeler

2018-2019 eğitim öğretim yılı kısa bir süre önce başladı. Okula ilk defa adım atan milyonlarca öğrenci ve ebeveynin tatlı bir telaş içinde olduğuna şahit oluyoruz. Hayatın en önemli başlangıçlarından biri olan bu durum bazı çocuk ve ebeveynler için güzel bir heyecan, bazıları içinse kaygı, stres ve korku ifade edebiliyor. Özellikle okula başlayan çocuk için, bu süreçte heyecanlı olmak, endişe yaşamak ve hatta bazı zamanlarda korku duymak olağan karşılanabilir. Yetiştirilme ortam ve şartlarına göre farklılık göstermekle beraber artık çocuğun tek hakim olmadığı, kendisinin koymadığı kuralların olduğu, henüz tanımadığı onlarca arkadaş ve öğretmeninin olduğu bir ortam çocukta bu bahsettiğimiz duyguların yaşanmasına neden olabilir. Bu duyguların geçici olması ve eğitim hayatını etkilememesinde ise en önemli görev aileye düşmektedir. Ailenin bu süreçte çocuklarını çok iyi gözlemlemesi ve ona destek olması gerekmektedir. Ancak bunu yapabilmenin ilk şartı ailenin bu sürece hazır olmasıdır. Okula başlama döneminde sorun yaşayan çocuklara baktığımızda genel olarak sorunun önemli kaynaklarından birisinin aile olduğunu görmekteyiz. Okula uyum süreci aslında sadece çocuğun değil çocukla beraber ailenin de yaşadığı ve yaşaması gereken bir süreçtir. Aile yaşamış olduğu endişeyi kontrol etmeli ve okula uyum sürecinde çocuklarına yardımcı olmalıdır.

Bahsedilen bu destek sağlanmadığında ve çocukta okula karşı olumsuz tepkiler ortaya çıkmaya başladığında, çocuk kendisini okula getiren yakınından ayrılmak istemeyebilir ve bunun için ağlayabilir. Sabahları evden çıkmak istememe ve bunun için bazı durumları kullanmaya başlama görülmesi muhtemel olumsuzluklardan birisidir. Bu durumlar yine ağlama, hasta olduğunu söyleme hatta kusma, baş dönmesi gibi yaşadığı gerginlikten kaynaklı belirtiler olabilir. Bütün bu durumlara rağmen iletişim kurulup sorunlar ortadan kaldırılmadan okula gönderilen çocukta ise okulda arkadaşlarla sorun yaşama, derslere karşı ilgisizlik durumlarının ortaya çıkması çok büyük bir olasılıktır.

Peki bu bahsettiğimiz olumsuz durumları yaşamadan okula başlamak ve devam etmek mümkün değil mi? Tabi ki mümkün. Bunu sağlamak için ebeveynlerin yapması gerekenleri şu şekilde ifade edebiliriz;

 

 

  • Kendinizi sürece hazırlayın. Öncelikle çocukla ilgilenecek kişilerin kendisini bu sürece hazırlaması gerekmektedir. Ailenin kaygı, üzüntü yaşamaması, bunu yaşasa bile asla çocuğa yansıtmaması gerekir. Bu durum çocuğun okula uyum sürecini güçleştirir.
  • Okula başlamadan önce okulla ilgili konuşun. Ebeveynlerin okula başlamadan önce karşılaşacağı durumları anlatması ve güzel tatlı bir merak uyandırması gerekmektedir. Yeni arkadaşlar ve onlarla oynanacak oyunlar üzerinden konuşmak etkili olabilir.
  • Çocuğunuzun öğretmeni ile tanışın. Ebeveynlerin mümkünse okul başlamadan ya da okul başlayınca çocuklarının öğretmeni ile tanışması yaşanma olasılığı olan sorunları azaltmada çok önemli bir unsurdur. Çocukları ile ilgili süreci kolaylaştıracak özel bilgileri öğretmene vermek ve süreç içerisinde iş birliği yapmak için tanışmak çok önem arz eder.
  • Okulda yaptıkları faaliyetere ilgi gösterin. Ebeveynlerin çocuklarının okulda yaptığı en küçük şeylere dahi ilgi göstermeleri, evde veya odasında bir köşe yapıp bunları o köşede sergilemeleri bu ilginin çocuğa yansıması açısından çok etkilidir.
  • Okul sonrasında keyifli zaman geçirin. Anne babaların çocuklarını okuldan aldıktan sonra keyif aldığı etkinliklere götürmeleri ve sorgulayıcı ifadelerden kaçınarak okulda yaptıkları ile ilgili sohbet etmeleri aralarındaki iletişimi kolaylaştırması, yaşanabilecek sorunu beraber çözebilmeleri açısından önemlidir.
  • Okul malzemelerini seçmesine izin verin. Anne babalar çocuğun okulda kullacağı kalem, defter, çanta gibi ürünleri kendisinin seçmesine izin vermeli. Yeni aldığı her ürün çocuğunuzun heyecan duymasına neden olacaktır.
  • Öğretmenin okuldaki tek hakim olduğunu hissettirin. Ebeveynler çocuklarının yanında öğretmeniyle ilgili olumsuz konuşmamalı. Hatta öğretmenine güvendiklerini ve okulda öğretmen ne derse onun olması gerektiğini söylemeleri çocuğun okulu daha çabuk benimsemesini sağlayacaktır. .
  • Kazanmasına izin vermeyin. Anne babalar çocuklarının okula gitmemek adına yapacağı ağlama, saldırma, küsme gibi durumlardan sonra evde kalmasına izin vermemeli. Ne olursa olsun okula gidilmesi gerektiğini nedenleri ile beraber sakin şekilde çocuğa anlatmak, bu durum ne kadar uzun sürerse sürsün asla pes etmemek önemlidir.
  • Anlayış gösterin ve dinleyin. Okula başlamanın o yaş dönemi çocuğu için kaygı verici bir durum olması olağan karşılanmalı. Ebeveynler belirli sınır ve süre içerisinde bu kaygının yaşanmasına izin vermeli, ortadan kaldırmak için çocuğunu dinlemeli, ona gerekli ve gerçekçi açıklamaları yapmalıdır.
  • Uzman desteği alın. Anne babalar çocuklarıyla ilgili yaşadığı her sorun veya danışmak istediği her konuda öncelikle okul psikolojik danışmanından, daha sonra istedikleri taktirde başka bir uzmandan destek almalıdır..

 

İfade ettiğimiz sorun ve çözümlerin dışında çok önemli bir husus daha var. Kamuoyunda çok fazla tartışmaya neden olan, halk arasında 4+4+4 sistemi olarak bilinen sistem ile değişikliğe uğrayan okula başlama yaşı okulda çocuğunuzun yaşayacağı sorunların en önemli nedeni haline gelebilir.

Bahsettiğimiz bu sistemle artık okula başlama yaşları şu şekilde değişmiştir;

  • 72 ay ve üzeri çocuklar: Zorunlu
  • 69-71 ay arası çocuklar: Zorunlu ama doktor raporu ile ertelenebilir.
  • 66-68 ay arası çocuklar: Zorunlu ama veli dilekçesi ile ertelenebilir.
  • 60-65 ay arası çocuklar: Zorunlu değil ama veli dilekçesi ile okula başlayabilir.

Bu kayıt sisteminin getirdiği sorunu özetleyen en önemli durum, 60 aylık çocuk ile 72 aylık çocuğun aynı sınıfta olma olasılığıdır.

Bütün insanların gelişimleri buna engel olan bir durumla karşılaşmadığı taktirde belirli bir süreç halinde devam etmektedir. Bu bilişsel, fiziksel, sosyal ve duygusal gelişimi de içeren bütün gelişim alanları için geçerlidir. Örneğin bizler koşma aşamasına gelmeden önce sürünür, emekler, yürür ve koşarız. Henüz yürümesini bilmeyen bir çocuktan koşmasını istemek veya bütün çocukların koştuğu bir oyun parkında emekleyen çocuğunu oynaması için bırakmak muhtemelen hiçbir anne babanın isteyeceği şeyler değildir. Ancak bu durum çocuklarını okula başlatma kararına geldiğinde istenebilir hale gelebiliyor. Dikkat süresi bir ders saati boyunca oturup birilerini dinlemesine izin vermeyen 60 aylık çocuk ile bunu başarabilen 72 aylık çocuklar aynı sınıfta olabiliyor. Bütün ilgi alanı ve öğrenme ortamı oyun olan çocuk kendisinden daha büyük çocuklarla okuma yazmayı öğrenme süreci içerisine girebiliyor.

Yine kas becerileri kalem tutmasına izin vermezken bunu yapabilen çocuklarla yazmayı öğrenmeye çalışabiliyor. Kendisinden fiziksel olarak daha gelişmiş sınıf arkadaşları ile teneffüse çıkıp kantin sırasına girebiliyor. Bütün bu hazır olmayışların sonucu ise hayatın daha ilk adımında başarısızlığı tatma ve kendine güveni kaybetme olarak çocuğun karşına çıkacaktır. Ebeveynler bu duruma çok dikkat etmeli ve erken başlaması için ısrarcı olmamalıdır. Okula hazır değilken erken başlamanın çocuğa kazandıracağı hiçbir şey yokken kaybettireceği ve bütün hayatını olumsuz etkileyecek çok fazla durum vardır. Ebeveynler çocuklarının okula hazır olup olmadığı ile ilgili gerekli bilgileri psikolojik danışman ve psikologlarla görüşüp alabilirler. Gelişim ve okul olgunluğunun ölçüldüğü testler uzmanlar eşliğinde yapıldığında ebeveynlere yol gösterecektir.

Son olarak aileler bu güzel başlangıçta en değerli varlıkları olan çocuklarına destek olmalı, onu anlamaya çalışmalı ve her ne olursa olsun onu sevmekten ve değer vermekten asla vazgeçmemelidir

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir