Mezuniyet sonrası engelli istihdamı ve karşılaşılan zorluklar

Özel gereksinimli çocukların ve ebeveynlerinin hayatın her alanında yaşadığı sorunlar farklılık gösterebilmektedir. Aileleri en çok zorlayan ve düşündüren soruların başında ise ‘mezuniyet sonrası ne yapacağım?’ gelmektedir. Özel gereksinimli bireyler lise eğitiminin sonuna kadar akranları ile aynı şekilde devletin sağladığı eğitim imkanlarına sahiptir. Almış oldukları rapor doğrultusunda rehabilitasyon merkezlerinde eğitim alma şansları da vardır. Ancak liseden mezun olduktan sonra başlayan süreçte aileler büyük kaygı yaşarlar. Üniversite eğitimine devam edemeyecek olmaları ailelere sadece iki seçenek bırakmaktadır. Bunlardan ilki e-kpss denilen iki yılda bir yapılan ve engelli öğrencilerin kamu kurumlarına girişlerini sağlayan sınavdır. Yine istihdam penceresinden bakacak olursak özel sektörde iş hayatına girebilmeleridir. İkinci seçenek ise aileleri ve çocukları çok fazla zorlayan evde oturma seçeneğidir. Çocuk liseden mezun olduktan sonra iş hayatına katılamaz ve evde oturmaya başlarsa aileler ve çocuklar için zorlayıcı psikolojik faktörler devreye girmeye başlar. Okul nedeniyle toplumsal hayata katılım gösteren, arkadaş edinen, okulda bir şeyler öğrenen ve üreten çocuk bu durumlardan bir anda mahrum kalacak ve evde sıkılmaya başlayacaktır. Özellikle zihinsel engelli çocuklarda bu durum davranış problemlerini, saldırgan davranışları ve eğitim hayatındaki kazanımların geriye gitmesi durumunu beraberinde getirecektir.Ülkemizde yaşayan engelli çocuğa sahip ailelerin en büyük beklentisi lise mezuniyeti sonrası çocukları için sunulan imkanların artırılasıdır. Bu konuya başka bir yazıda daha detaylı değinebiliriz.

 

Ailelere kalan bir diğer seçenek ise istihdam seçeneğidir. Engelli bireyler lise mezuniyeti sonrası e-kpss ile kamu kurumlarına giriş sağlamaya çalışmaktadır. Ancak toplumda sanılanın aksine bu sınav ile kamuda çalışmaya başlayan birey sayısı oldukça azdır. Almaları gereken puan ise yine sanılanın aksine yüksektir. Geriye kalan büyük kitle için özel sektörde iş arama süreci başlamaktadır. Engelli bireylerin özel sektörde çalışmalarını sağlamak amacıyla devlet yasal destek oluşturmaktadır.

Türkiye’de engellilerin işçi olarak istihdamı, 4857 sayılı İş Kanununun 30 uncu maddesinde öngörülen kota sistemi ile sağlanmaya çalışılmaktadır.

4857 sayılı İş Kanununun 30 uncu maddesinde öngörülen kota sistemi kapsamında;

  • 50 veya daha fazla işçi(tarım ve orman işletmelerinde 51 veya daha fazla) çalıştırdıkları;
  • Özel sektör işyerlerinde % 3 engelli,
  • Kamu işyerlerinde ise % 4 engelli ile % 2 eski hükümlü veya terörle mücadelede malul sayılmayacak şekilde yaralanan işçiyi meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla yükümlüdürler.

(Kamu işyerlerinde engelli istihdamında EKPSS puanı gerekmektedir.)

Bu yükümlüğü yerine getiren işverenlere de aynı şekilde devlet desteği vardır. Özel sektör işverenlerinin kontenjan dâhilinde veya kontenjan fazlası olarak ya da yükümlü olmadıkları halde engelli çalıştırmaları durumunda işverenlerin bu şekilde çalıştırdıkları her bir engelli için asgari ücret düzeyindeki sosyal güvenlik primi işveren paylarının tamamı (524,47 TL) hazinece karşılanması şeklinde değiştirilmiştir. İşverenlerin bu yasal zorunluluğu yerine getirip getirmediği ise Çalışma ve İş Kurumu il müdürlüklerince denetlenmektedir. Engelli bireylerin bu imkandan faydalanması için İşkur’a kayıt yaptırmaları gerekmektedir.

Kanun hükmü gereğince, işverenlerin engelli işçileri meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla yükümlü olmaları nedeniyle, işverenin talebine şartları tutarak başvuru yapan ve görüşmeye gelen engellileri işverenin uygun bulmayarak işe almaması veya engelli kontenjan açığı için talep vermeyerek yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda ise işverene 4857 sayılı İş Kanununun 101 inci maddesine istinaden çalıştırmadığı her engelli ve çalıştırmadığı her ay için Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünce 2019 yılında 3.250 TL idari para cezası uygulanmaktadır. Kamu kuruluşları da bu para cezasından hiçbir şekilde muaf tutulmamaktadır.

Bu noktada özellikle zihinsel engelli birey ve ailelerini bekleyen bir zorluk vardır. Çünkü işverenlerin büyük kısmı engelli kontenjanını zihinsel engelli bireyler ile doldurmayı tercih etmiyor. Bunun nedeni zihinsel engel ve zihinsel engelli bireylerle alakalı bilgi eksikliğinden kaynaklı önyargılar. Çünkü zihinsel engelli bireylerin tümünün herhangi bir iş yapamayacağı, iş yerinde sorun oluşturacağı ve çalışma ortam ile gereçlerine zarar verebileceği düşüncesi mevcuttur. Bu bilgi eksikliğine dayalı durumla ilgili işverenleri suçlamak yerine kurumların işbirliği ile zihinsel engel ile alakalı bilgilendirici çalışmaların yapılması gerekmektedir. Çünkü zihinsel engelli bireylerde önyargının aksine kendi özelliklerine uygun işleri yapabilir ve sosyalleşebilir. Dezavantajlı olarak dünyaya gelmiş bu çocuklarımıza toplumun her kesiminin destek olması, fırsat vermesi hatta öncelik tanıması bizlerin görevidir diye düşünüyorum.

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir