Son Dakika

Çocuklara neden masal anlatmalıyız?

ÇOCUKLUK VE MASAL YOLU

“Eğer sadece anı yaşamak değil de, gerçek bir varoluş bilinciyle yaşamayı umuyorsak en çok ihtiyaç duyduğumuz ve başarması en zor olan şey hayatın anlamını bulmaktır.”

Bir kitabın sayfasını ilk açtığımda beni karşılayan cümle kalbime dokunabiliyorsa kitap ilgimi tamamen çekiyordu. Tüm dikkatimle onu okuyabiliyor ve alt metnini de o zaman daha kolay kavrayabiliyordum. Aynı şekilde bir masal dinlerken, ilk bakışma, ilk sözcük, ilk sessizlik ve o eşikten geçilen ilk kapı. Sorularıma cevap bulabileceğimi hissettiğim o sihirli dünya. Okuduklarımı anlamam yahut dinlediklerimi işitebilmem başlangıçta karşılıklı uyumla ilgiliydi. Bu uyum ise uyumsuzluktan geliyordu. Zıtlıkların birleşimi, farklılıkların uyumu, ötekinin berikinin birliği, sormak istediklerimin masal hali ilgimi çekiyordu.  Biriktirdiğim bu tüm sözcüklerin, kitapların, hikayelerin, masalların benim cümlelerim haline gelmesi ise fark ettikçe oluyordu. Bu bir nevi sözcüklerin kalpte demlenme süresi ile ilgilidir.  O zaman süzgeçten geçirdiklerim ve benim olanlarla yürümeye devam ettiğimde yolumun seçeneklerle dolu olduğunu; her tünelde, geçitte ve karanlıkta yanı başımda bir fener, mum olabileceğini anladım. Hayatın çocuk kalbimdeki anlamını öyle çözmüştüm.

Bunların hepsi ne zaman oldu derseniz?

Çocukluğumda derim.

Oysa bunu tam anlamıyla kavrayabilmem beş sene önce idi. Bu yüzden çocukluk ve anlam dünyası benim için çok önemli. Bu alanda masal, oyun, edebiyat, görsel ve işitsel sanatlarla katkı sağlamanın çocuğun gelişimine olan katkısını gördüm. Yetiştirdiğim birçok öğrencilerimin o eşsiz süreçlerine şahit oldum. Bir çocuğun birey olma sürecinde onu nasıl destekleyebiliriz konusunda sizlerle tecrübelerimi paylaşacağım.

HER ÇOCUK ÖZGÜN BİR BİREYDİR

İnsan dünyaya gözlerini açtığı o ilk andan, aldığı o ilk nefeste ona verilen sıfır makinenin yani bedenin hafızana, hard diskine kayıt etmeye başlıyor. Gördüklerini, duyduklarını, ona söylenenleri, ondan gizlenenleri, hislerini… Korkularını, kaygılarını, nasıl değer görüp, sevilecek olduğuna dair keşiflerini, yargılarını, travmalarını kayıt eder. Belleğin en alt kısmı bunlarla dolmaya başlar. Çocuk doğduğu andan itibaren ilk öğretmenlerini takip etmeye başlıyor. İnsan tüm birikimi çocuklukta yapıyor. Uzmanlar buna hepinizin bildiği üzere 0-6 yaş diyorlar. Ben ise daha uzun süre kayıtın devam ettiğine inanlardanım. Ta ki birey olduğu bilincini insan fark edene kadar bu devam ediyor. O zaman da kendi hafızasında kayıtlı olanları söylemeye, yapmaya, seçmeye ve çevresinde çocuk olarak gördüğü tüm insanlara aktarmaya başlıyor. Bir nevi, hazırlanmış bir toplum sisteminin devamına katkı sağlıyor. Hazırlanmış diyorum çünkü bu tüm kayıtlar bize toplumla uyumlu, başarılı, takdir gören, onaylanacak insan profilini çiziyor. Ve düşünmeden çoğu insan da o profilin doğruluğunu kabul ederek aynı sistemi devam ettiriyor. Hazır olan profillere çocuklarımızı sığdırmaya çalışıyoruz. Çoğu kez de, sığmayan çocuklarımızı o sınırların içinde sıkıştırıyoruz. Kalıplarına dar gelen ya da bol gelen kıyafetleri onlara giydiriyoruz. Oysa her insan özgün doğar. Özgün bireyler hayatın içinde kendi yeteneklerini bilen ve bunları nasıl kullanacaklarını bulan insanlardır. Bunu gerçekleştirmelerinde en önemli rol ebeveynlerin ve çocuğun bakımını üstlenen diğer insanların, öğretmenlerin, toplumundur. En önemli diğer unsur ise çocuğa doğru aktarılan, kültürel mirasımızdır. Bu bilgiyi onlara en iyi aktaran edebiyattır.

ÇOCUK VE İYİ HİKAYE İLİŞKİSİ

Çocuk edebiyatı ile ilgili son zamanlarda birçok kaynak seçenekleri artmış durumda. Bu kaynak çokluğu içerisinde doğru eserlerle çocuğu buluşturmak önemlidir. Çünkü incelediğim birçok kitap, çocuğun zorlun içsel problemleriyle başa çıkmasını için yeterli içeriklerde değil. Okulda kullanılan birçok kitap ise anlamdan çok gerekli becerilerin kazanılması üzerinde tasarlanmış durumda. Okulda bu alanda bilgi edinen çocuk, kendi iç dünyasında ki arayışa uygun kitaplarla buluşturmak çok önemlidir. Çocuk edebiyatı çocuğu eğlendirirken, bilgilendirmeye çalışmaktadır. Ama bazı kitapların özü o kadar sınırlı, sığdır ki çocuğa içsel hiçbir şey kazandırmaz. Çocuğun okuduğu şey onun hayatına anlam kazandırmadıkça katkısı olmaz. Okuma sevgisi, isteği ve kitaplara olan sevgisi de zamanla azabilir ya da okuma becerisi kazanamaz. Çocuğun dinlediği ya da okuduğu hikayeler boş olursa, okumayı öğrenmenin kişinin hayatına değer katabileceği fikride boş bir vaat gibi gelir. İyi bir hikaye, çocuğun hayal gücünü harekete geçirmeli, zekasını geliştirmesine, duygularına açıklık getirmesine yardımcı olmalı, ayrıca aklında olan sorularına cevap verebilmelidir. Çocuğun kişilik özellikleri uyumlu, içinde bulunduğu çıkmazları ciddiye alarak onu geleceğe güvenmeye teşvik etmeli, umutla çözüm bulmanın yollarını göstermelidir. Bu noktada seçimleri doğru yapabilmek için ebeveynlerin çocuklarının yaş gruplarındaki arayışı bilmesi, gözlemlemesi ve yaşıtları ile kıyas etmeden, çocuklarının özgün birey olma sürecinde onları destekleyecek doğru edebiyat eserlerini bulmaları gerekir. Erken yaşta edebiyatın seçkin eserleri ile çocuğu bir araya getirebilirsek, o eserle olan ilişkisinin bir kere okuyup geçmekle sınırlı kalmadığına şahit olursunuz. Çocuk hikaye olan ilişkisini kendi belirler. İçsel dünyasında cevapları bulana kadar, tatmin olana kadar o hikayeyi dinlemek, okumak ister. Yetişkin olduğunda da o bağ kurduğu hikaye, eser onun için hem anlamlı, güvenli bir liman görevini görür. Kitaplarla, hikayelerle gerçek bağı kurabilmek için içsel arayışı fark etmek, ihtiyaçlara göre yönlendirmek çok önemlidir

7’DEN 70’E HERKES İÇİN MASAL

Çocuk edebiyatından daha güçlü, zenginleştirici, tatmin edici kültürel miras ise, masallardır. Masallar ilk insan yaşındadır. Evrende yaşayan en yaşlı anlatıcıdır. Kolektif bilincin parçası, varoluş sorunlarını içselleştirmiş, kültürel kod ve anlam arayışını sembol dili ile bilinçaltımıza aktaran sözlü kültürün en önemli değeridir. Masallar sadece çocuklar içinde değil. Yetişkinler içinde önemlidir.  Bundan çok kısa zaman önce kimlikler bu kadar ayrılmamışken,  kategorize edilmiş yaş gruplarımız oluşmamışken, 7’den 70’e herkes masalların sihirli dünyasında kendi anlam arayışının yolculuğuna çıkardı. Orada amaç, bir olmaktı. Sınıflar, yaşlar önemli değildi. Ve hayat daha yavaştı. Tam bu noktada çocuk ailesi ile birlikte olma güvenini yaşayabiliyordu. Günümüzde insanlarla yoğun bir hayat temposunda, ayrıştırılmış gruplarla belli etkinlikler yaşıyor. Masal bunu yok eden, birleştiren bir unsur barındırıyor. Zaman zaman bizlerde günümüz gruplaşmasında çocuk ve yetişkin masalları diye ayrı anlatımlar yapıyoruz. Her iki gruba da gözlemlerimiz katkı sağladığı doğrultusunda. Fakat bir gerçek var ki o da çocuğun ailesi ile birlikte dinlemeye geldiği masal gecelerinin etkisi. Çocuk burada ailesinin de hayal kurduğuna, anlatılan masaldan etkilendiğini görüyor ve ailesi içsel bir bağ kuruyor. Yeni bir bilgi ediyor; evet yetişkin olduğumda da hayal kurabilirim. İlk öğretmenleri olan ailesini gören çocuk için ailesinin tercihleri ve deneyimleri onun için doğru oluyor. Bu hususta bizler ebeveynler olarak masal dinleyeni, anlatan, kitap okuyan, resim çizen, şarkı söyleyen, oyun oynayan, paylaşan, hayal eden, umut eden, sorunları çözme yöntemlerimizi seçebilirsek ve bunları deneyimlemeye devam edersek. Çocuk yetişkin olduğunda da bunların devam edebileceğine dair derin bilgiyi edinir. Ve sizler söylemeseniz de kitap okur, resim yapar, sorunlarını nasıl çözeceğinin yöntemini erken yaştaki farkındalık bilinci geliştirdiğinden daha hızlı bulabilir. Bu süreci sizinle erken yaşta deneyimleyen çocuk hayatın içinde güvenle yoluna devam edecek güçte bir bire olmuştur.

BÜYÜMENİN SANCISINI AZALTIR MASALLAR

Masallar binlerce yıl boyunca ağızdan ağza aktarılarak daha da arıtılmış hale gelmiştir. Açık ve örtülü sembol anlamları ile çocuğun eğitimsiz zihninden bir yetişkinin karmaşık zihnine uzanabilecek şekilde iletişim kurarak kişiliğin tüm seviyelerine eş zamanlı olarak hitap eder. Masallar derin bir anlam uyandırarak, çocuğun psikolojik ve duygusal yaşamında bulunduğu noktaya hitap eder. Çocuğun şiddetli içsel baskılarından, onun bilinçsizce anlayacağı şekilde bahseder. Yani büyümenin yol açtığı içsel mücadeleleri küçümsemeden, güven vererek ona anlatır. Baskıya ve zorluklara karşı kalıcı çözümler sunarak, çocuğun masal kahramanı ile özdeşim kurmasını sağlayarak onu güçlendirir.

Çocuğun yaşadığı problemleri yok saymak, konuşmamak, dillendirmemek çoğu kez ailelerin o problemle nasıl bahşedeceklerini bilmemelerinden kaynaklanır. Ama çocuk ailesi ve öğretmenleri tarafından dikkate alınmadığını hisseder. Çocuk zaten, nasıl bir sorunu olabilir ki, büyüyünce nasılsa sorunlarla karşılaşacak çocukluğunu yaşasın diye hayatın yalnızca iyi tarafına maruz kalmasını sağlamak gibi yaygın yanlış düşünce yapıları çocuklarımızla sağlam bağ kurmamızın önünde engellediği gibi, onların hayata hazırlanmasının önüne de set koyar. Bu yüzden birçok aile günümüzde masal seçiminde çok daha fazla hassas yaklaşımlar gösterir. Yaş gruplarına göre masalların anlatılmasının önemli olduğu gibi, masalın aynı zamanda nasıl anlatıldığının da önemi büyüktür. Bu nokta da ne anlatmak istediğimize karar vermek gerekir. Çocuğa hayatın sadece iyi yönlerini mi anlatacağız, yoksa hayatta yanlış olan pek çok şeyin kaynağının kendi doğamız olduğunu anlatıp, farkındalık sahibi bireyler olmaları için mi anlatacağız? Neden anlatırsak anlatalım, unutmayalım ki çocuğumuza okumak yerinde anlatarak bir halk masalını birlikte hayal etmek aramızdaki bağı ve çocuğumuzun güven duygusunu destekleyecektir.

MASALLARDA ADALET VARDIR

Çocuklarımıza kötülerin cezalandırıldığı, suçun ve suçlunun yanına kar kalmadığını anlatmak için bile masallar doğru bir tercihtir. Masallar çocukların anlayacağı gibi netlikte ve bilinçaltını besleyecek sembol gücüne sahiptir. İyi- kötü, güzel-çirkin, büyük-küçük, zıtlıkların uyumsuzluğu uyumunun gücünü çocuklara verir. Ve her eylem mutlak sonuca kavuşur. İyi ödülünü alır, kötü cezasını çeker. Bu çocuklara hayatta birey olma sürecinde verilecek en temel yapı taşıdır. Masallarda ahlakı teşvik eden sadece sonunda erdemin galip gelmesi değil, çocuğun tüm mücadelesinde kahramanla özdeşim kurmasıdır. Masal kahramanı ile kurulan özdeşim ile çocuk yaşadığı sıkıntı ve zorlukları onunla birlikte göğüslediğini hayal eder ve masalın sonunda kahramanın zaferi çocuğun zaferi olur. Çocuk bu özdeşimle kahramanın içsel ve dışsal mücadelesine tanık olarak kendi ahlak anlayışını var eder. Günümüzde çocuklar geniş bir ailenin, güvenli sokakların, bütünleşmiş bir toplumun güvenli ortamında büyümedikleri için, kendi soyutlaşmış dünyalarında, okulda, evde, arkadaş ortamında, yalnız kaldıkları pek çok an yaşıyor olabilirler. Tıpkı bir masal kahramanı gibi bir süreliğine yalnız yol aldıklarını hissedebilirler. Kahraman masalda ağaçla, hayvanlarla, doğa le iletişim halindedir. Günümüzde yetişkinler çocuklara kıyasla doğa ile daha az iletişim halinde olduğundan çocuk masal kahramanda kendi sürecini görür. Masal kahramanı gibi yalnız hissettiğinde karanlıkta yolunu bulması gerektiğini hissedebilir. İşte bu noktada masal kahramanı ile kurulan özdeşim çocuğun karanlıktaki ışığı olur. Çocuk bu sayede hayatı boyunca atacağı her adımda cesur olması gerektiğini ve gerektiğinde yardım alabileceğine ikna olur. Çevresinde olana bitene duyarlı, farkındalığı artan çocuk masallarla bu özelliklerini kazanır. Bir masalın içinde yolculuk yapan çocuk, eğlenirken aynı zamanda kendisi, insanlar, dünya hakkında aydınlatılır ve birey olma sürecinde gelişimini desteklen, adalet, erdem, ahlak gibi temel insanı kavramlarla bağ kurarak büyüme sürecinde ki baskıları azaltmanın yolunu bulmuş olur. Çocuklar masallarla kendi süreçlerini kahramanla birlikte fark edip, büyüme sancılarını masalın yolculuğunda azaltmanın yollarını bulacaklardır. Çünkü her kahraman özgün ve güçlü biridir.

“Bugün ve geçmişte olduğu gibi çocuk yetiştirmekteki en önemli ve aynı zamanda en zor görev çocuğun hayatta anlam bulmasına yardım etmektir.”

 

                                           

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.