Anlaşılmayan matematik sevimsizdir

Milli Eğitim Bakanlığı yeni rapor hazırladı. Raporun sonuçlarını bilginize sunuyorum. Sonuç kısmında daha çok matematik dersinin analizini yapacağım. Matematiğin sevdirilmesi ve oyunla ilişkisi üzerinde duracağım.

 4 ve 8.sınıflar için Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), binlerce öğrenciye yönelik yapılan Akademik Becerilerin İzlenmesi ve Değerlendirilmesi (ABİDE) eğitim araştırmasının veri analizleri tamamlandı.

MEB Ölçme Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğünce, ABİDE araştırması 81 ilde bin 230 okulda 75 bin 8’inci sınıf öğrencisine ve bin 62 okulda ve 41 bin 54 4’üncü sınıf öğrencisine yönelik geçen yılın Nisan ayında düzenlendi.

ABİDE 2018 uygulaması kapsamında, öğrencilerin akademik becerilerini değerlendirebilmek amacıyla her bir testte 27 soru kullanıldı. Bu soruların üçü ilk kez 2018 uygulamasında kullanılan pilot sorular oldu.

4 dersten yeterlilik düzeyleri

ABİDE araştırmasında 8’inci sınıf öğrencilerinin 4 dersten ayrı ayrı temel altı, temel, orta, orta üstü ve ileri olmak üzere 5 yeterlik düzeyi ölçüldü.

Türkçe testinde öğrencilerin yüzde 1,6’sının temel altı, yüzde 23,5’inin temel, yüzde 41’inin orta, yüzde 26,8’inin orta üstü ve yüzde 7,2’sinin ileri düzeyde olduğu bilgisine ulaşıldı.

Matematik testinde öğrencilerin yüzde 16,4’ünün temel altı, yüzde 36,6’sının temel, yüzde 32,8’inin orta, yüzde 11,3’ünün orta üstü ve yüzde 3’ünün ileri yeterlik düzeyinde bulunduğu tespit edildi.

Fen bilimleri testinde öğrencilerin yüzde 9,4’ünün temel altı, yüzde 30,4’ünün temel, yüzde 46,3’ünün orta, yüzde 11,4’ünün orta üstü ve yüzde 2,5’ünün ileri yeterlik düzeyinde olduğu görüldü.

Sosyal bilgiler testinde ise öğrencilerin yüzde 4,4’ünün temel altı, yüzde 20,5’inin temel, yüzde 40,4’ünün orta, yüzde 25,3’ünün orta üstü ve yüzde 9,4’ünün ileri yeterlik düzeyinde bulunduğu belirlendi.

Üst yeterlilik düzeylerindeki yüzdeler arttı

ABİDE 2018 uygulamasında, 2016 uygulaması ile karşılaştırıldığında bütün dersler için temel altı ve temel alt yeterlik düzeylerinde bir düşüş, orta üstü ve ileri üst yeterlik düzeylerinde ise bir artış tespit edildi.

Bu kapsamda, 2018 uygulamasında üst yeterlik düzeylerindeki öğrencilerin yüzdelerinin daha yüksek olduğu ortaya çıktı.

Araştırmada, öğrencilerin eğitim hedefleri yükseldikçe değerlendirme yapılan alanlardaki puanlarının da arttığı belirlendi.

Evdeki kitap sayısı fazlalaştıkça öğrencilerin akademik beceri puanlarının da arttığı anlaşıldı.

Destekleme yetiştirme kursları etkili oldu

Sosyoekonomik düzey, aile ilgisi, derslere verilen değer ve derslere ilişkin öz-yeterlik algısı değişkenlerinin öğrencilerin akademik becerileri ile pozitif ilişki gösterdiği tespit edildi.

Okula yönelik tutum değişkeninin genel olarak öğrencilerin akademik becerileri ile ilişkili olmadığı, aile baskısı değişkeninin ise akademik beceriler ile negatif yönde ilişki gösterdiği sonucuna ulaşıldı.

Destekleme yetiştirme kurslarına her iki dönemde katılan öğrencilerin akademik beceri puanlarının genel olarak daha yüksek olması, destekleme yetiştirme kurslarının etkili olduğunu ortaya koydu.

Öğretmenin yeterlik algısı ile akademik beceri pozitif ilişkili

Öğretmenlerin eğitim düzeylerinin ve mesleki gelişimlerinin değerlendirme yapılan alanlarda öğrencilerin akademik beceri puanlarında tutarlı bir değişime yol açmadığı gözlendi.

Ancak öğretmenin mevcut okulda çalışma süresi, genel çalışma süresi (kıdem), mesleki yeterlik algısı gibi değişkenlerin öğrencilerin akademik becerileri ile pozitif yönde ilişki gösterdiği ortaya çıktı.

4’üncü sınıf öğrencilerinin ABİDE raporu

Milli Eğitim Bakanlığının ilkokul 4. sınıf öğrencilerine yönelik yaptığı ABİDE araştırmasında da ilginç veriler elde edildi.

Buna göre, Türkçe için öğrencilerin yüzde 27,9’unun temel altı ve temel, yüzde 39,5’inin orta, yüzde 32,6’sının ise orta üstü ve ileri düzeyde yer aldığı belirlendi.

Benzer şekilde sosyal bilgiler alanında öğrencilerin yüzde 29,7’sinin temel altı ve temel, yüzde 37,9’unun orta, yüzde 32,3’ünün ise orta üstü ve ileri düzeyde yeterlik gösterdiği görüldü.

Öğrenciler iki alanda dağılım gösterdi

Her iki alanda da öğrencilerin üçte biri oranında temel altı ve temel, orta ve orta üstü ile ileri düzeyde dağılım gösterdiği belirlendi.

Matematik alanında, öğrencilerin yüzde 14,2’sinin temel altı, yüzde 25,7’inin temel düzeyde, yüzde 30,8’inin orta, yüzde 24,6’sının orta üstü ve yüzde 4,7’sinin ise ileri düzeyde yer aldığı görüldü.

Fen bilimleri alanında öğrencilerin yüzde 11,4’ünün temel altı, yüzde 26,1’inin temel, yüzde 32,5’inin orta, yüzde 26,8’inin orta üstü ve yüzde 3,2’sinin ise ileri düzeyde yer aldığı belirlendi.

Annenin eğitim düzeyi önemli etkin

ABİDE araştırmasında başarıyı etkileyen öğrenci özellikleri incelendiğinde 4. sınıf düzeyinde anne eğitim düzeyi önemli bir değişken olarak görüldü. Anne eğitim düzeyine ilişkin dağılım incelendiğinde, annelerin yüzde 48,2’inin “okula hiç gitmediği ya da ilkokul terk” ve “ilkokul mezunu” olduğu belirlendi. Ayrıca bulgular, anne eğitim düzeyi arttıkça öğrencilerin ABİDE kapsamında uygulanan 4 derste de başarılarının arttığını gösterdi.

Araştırmada, kendisine ait odası ve çalışma masası olan, kendisine ait ya da evde paylaşılan bilgisayarı veya tableti olan öğrencilerin başarılarının daha yüksek olduğu belirlendi. Benzer şekilde evdeki kitap sayısı arttıkça öğrenci başarılarının da arttığı görüldü.

Kitap okumaya 1 saatten az zaman

Önemli bulgulardan biri de öğrencilerin kitap okumaya ayırdıkları süre ile ilgili tespit edildi. Bu başlıkta yapılan analiz sonuçları öğrencilerin kitap okumaya ayırdıkları süre attıkça başarılarının da arttığını gösterdi.

Kitap okumaya ayrılan sürelere ait dağılıma bakıldığında, öğrencilerin yüzde 42,3’nün bir haftalık süre içinde kitap okumaya 1 saatten az zaman ayırdıkları belirlendi. Bu sonuçlar birlikte ele alındığında, öğrencilerin kitap okuma alışkanlıklarının geliştirilmesi üzerine çalışmalar yapılması gerektiği belirtildi.

Eğitim süresi ve başarı aynı oranda arttı

ABİDE sonuçlarına göre, okul öncesi eğitim süresi arttıkça öğrencilerin başarılarının da arttığı belirlendi.

Öğrencilerin yüzde 10,2’sinin hiç kahvaltı yapmadığı, yüzde 65,8’inin her gün kahvaltı yaptığı belirlendi.

Öğrenci puanları üzerinde yapılan analizler her gün kahvaltı yapan öğrencilerin puanlarının diğer öğrencilerden daha yüksek olduğunu ve ortalamalar arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğunu gösterdi.

Yukarıdaki uzun rapor sizi sıkmış olabilir. Sonuç nedir derseniz. Matematik açısında Madde madde ele alıp değerlendireceğim.

  • Her 100 öğrenciden 16 tanesi hiçbir şey öğrenememiş ya da öğretilememiş yani dört işlem bilmiyor.
  • Her 100 öğrenciden 37 tanesi çok küçükte olsa bir şeyler biliyor. Yani sadece bir işlem biliyor.
  • Her 100 öğrenciden 32 tanesi dört işlem biliyor.
  • Her 100 öğrenciden 12 tanesi matematikte başarılı olacak kadar biliyor.
  • Her 100 öğrenciden3 tanesi matematiği çok iyi derecede biliyor.

Toparlarsak matematiğin sıkıntılı olduğu öğrenci grubu yaklaşık %85 civarında. Peki bunun günah keçisi kim? Çocuk mu, okul mu, veli mi sistem mi(yani MEB) yoksa öğretmen mi? Direk suçlu şudur demek kolaycılık olur. Asıl sorun matematiğe karşı olumsuz geliştirilmiş tutumlardır. Bir kesim kolay diyor. Diğer bir kesim çok zor ve kafam almıyor diyor. Üçüncü bir kesim var ki onlarda seversem yapabilirim diyor. İlgilendiğim gurup bu. Ünlü matematikçi Ali Nesim bu konuda şöyle diyor. “Matematik aslında çok kolaymış da, öğrenciler zor sanıp psikolojilerini bozuyor ve bu yüzden başarılı olamıyorlarmış. Dünyanın en büyük yalanı! Matematik zordur. Hem de çok zordur. Sorun matematiğin zorluğunda değil, zorluğu sevmemede, daha doğrusu sevdirememede.” Durum net olarak tamda budur. Tüm bilimlerin anası olan matematiğin felsefesi, edebiyatla ilişkisi, eğlenceli yönü, ilginç yönü, şaşırtıcı yönü, mantık ve muhakeme yönü  dünyaya olan faydası ….vb saymakla bitmeyecek kadar değerli olan bir bilimi yüzeysel düşünmek paradoks olacak ama matematiği bilmemektir. O halde bu çelişkiden kurtulmak matematikle mümkün olacaktır. Sorunun çözümü yine matematiğin kendisindedir.

Gelelim asıl ilgilendiğimiz ve yazımıza konu olan matematiğin eğlenceli ve oyun kısmına. İnsanlar farkında olmadan matematiği hayatlarının her yerinde kullanıyorlar. Örnek okey oynayanlar, kâğıt oyunları oynayanlar, sudoku çözenler, araba kullananlar, inşaat yapanlar, matbaa işletenler, yol yapanlar, mimarlık yapanlar, tarımla ilgilenenler… vb. Hayatımızın tamamına hükmeden bir bilimi çocuklarımıza nasıl sevdireceğiz? Küçük yaşata başlamak gerekiyor. Her alanda olduğu gibi çocuk varsa oyun her zaman iyi araçtır. Matematik oyun konusunda oldukça geniş imkânlar sunmaktadır. Bu konuda oldukça kaynak mevcuttur. Matematiğin gizemini çocuklarımıza tattırmamız lazım. 4 yıldır yaptığım “Oyunlarla Matematik atölyesinde” eğlence ve oyun katılımcıların matematiğe bakışlarını değiştirmektedir. Matematiği soyut, uygulamalı ve yaşamın içine koyabilmek gerekiyor… Çocuklar oyun oynamayı sever. Onlar için oyun eşittir eğlencedir. Çocuklara Matematiği öğretmek ve onları motive etmek için kullanılacak araçların başında oyun gelir. Oyun onlara Matematik yapabilmeleri için teşvik edici fırsatlar sunmakta iyi bir yoldur. Matematik ve oyun birbirlerine çok benzeyen iki farklı disiplindir. Öğretmenin matematik özerindeki etkisi öğrenciler tarafında bilinen güçlü bir kabuldür. Matematikte oyunları kullanmanın amacı matematiği topluma sevdirmektir.

Unutulmamalıdır ki; matematik bir oyundur ya da oyun bir matematiktir.

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir