Son Dakika

11. Sınıflardaki “Kur’an’a göre Hz. Muhammed” ünitesi nasıl işlenmelidir?


Bu ünitenin başlığındaki ‘Kur’an’a göre’ ifadesi ile, biz din kültürü öğretmenlerine, Hz. Muhammed ile ilgili başka kaynaklarda verilen abartılı, O’nu bir mitolojik şahsiyete indirgeyen, yaşamda örnek alınamayacak niteliklerle süslenen anlatımların kullanılmaması gerektiği zımnen söylenmiş oluyor.
Hz. Muhammed’in gerçek, örnek alınabilecek insani özellikleri, liderlik vasıfları, mücadelesi ve Kur’an’da öne çıkarıldığı yönleri ile bilinmesi gerektiği bize ifade edilmektedir.

Öncelikle çocuklara, Hz. Muhammed’in nasıl bir insan olduğu ve ne yapmaya çalıştığı/ amacının ne olduğu sorulur.

Öğrenciler genellikle Muhammed-ül-Emin vasfını hatırlayacaklardır. Dürüst ve güvenilir olduğundan bahsedeceklerdir. Amacını da ‘Ahlaki değerleri tamamlamak’ olarak söyleyecek çocuklar olacaktır.

Bu cevaba şu soruyu sormak gerekir:
Yaşadığı toplumda bazı ahlaki değerlerde eksiklik mi vardı?
‘Evet, vardı’ diyeceklerdir.
“Bundan Muhammed’ül’Emin neden rahatsız olmuştur?” sorusu ile devem edilmelidir.
“Siz de gördüğünüz Münker/ olumsuzluklardan rahatsız oluyor musunuz? Bu durumda ne yapıyorsunuz? Ne yapmalısınız?” soruları sorulmalıdır.
Öğrencilerin verdikleri cevaplar dinlenir ve değerlendirilir.

Hz. Muhammed’in, “Sizden biriniz bir münker gördüğünde, eliyle değiştirsin, buna gücü yetmezse, diliyle değiştirsin, buna da gücü yetmezse kalbiyle buğuz etsin. Bu da imanın en zayıf noktasıdır” (Müslim, İman: 78) hadisi zikr edilmelidir.

Buradan Muhammed’ül’Emin’in, bir münker gördüğünde kalbiyle buğuz etmekten önce eliyle düzeltebilecek ve sözüyle söyleyebilecek güçlü bir iman (Özgüvene sahip insan) olduğu anlamını vurgulamak gerekir.

Burada Mehmet Akif Ersoy’un mısralarını örnek vermek yerinde olacaktır:

“…Yumuşak başlı isem, kim demiş uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boynum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırma da geç git!, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu…

Ayrıca gençlik döneminde çalışmalarına katıldığı çalışma grubunu hatırlayıp hatırlamadıkları örencilerden sorulur. Öğrencilerin çoğu ‘Hilful fudüll’ ü hatırlayacaktır.
Günümüzde bu örgütün/ grubun benzeri olarak ne gibi örgütler gösterebilecekleri öğrencilerden sorulur. “İnsan, doğa ve toplum yararına bazı örgütler, iyilik hareketleri ve çalışmalar sıralayacaklardır. Bu örgütlerin faaliyetlerine gönüllü olarak katılan insanlara nasıl tanımlıyoruz?” sorusu sorulmalıdır.

‘Aktivist’ cevabını öğrencilerden almak gerekir. Günümüz aktivistlerinden örnekler vermek yerinde olacaktır. Örneğin: Rachel Corrie’nin kısa yaşam öyküsünün videosu izletilmelidir.

“Peygamberler ve özelde Son Peygamber Hz. Muhammed (SAV) Peygamberlik öncesinde yaşadıkları toplumda yaşanan haksızlıklara, zulümlere, her türlü olumsuzluklara hiçbir dünyevi çıkar beklemeksizin müdahale eden aktif iyiler/ aktivistlerdir. Peygamberlik misyonu bu aktivist (El’emin) ahlaklarının bir devamıdır.” vurgusu yapılmalıdır.

Kur’an-ı Kerim, ikinci inen sürede Hz. Muhammed’e, “Sen azim (Güçlü) bir ahlak üzerindesin” (Kalem: 4) demiş, birkaç ayet sonra da dejenere olmuş ahlaki özelliklerini (Çok yemin eden, bayağı, insanları küçümseyen/ alay eden, dedikodular yayarak manipülasyon yapan, her türlü hayra engel olan, saldırgan, günaha batmış, kaba ve sicili bozuk) sıraladığı cahiliye dönemi mücrim (suçlu) statükocularına asla itaat etmemesini şiddetle öğütlemiştir. (Kalem: 8-15) İtaat etmemek şöyle dursun, asla uzlaşmaması, gevşek davranmaması, tavizkar davranmaması gerektiğini emretmiştir.
İlk indiğini bildiğimiz süre olan Alak süresinde de bahsi geçen mücrim statükocu cahil bağnazlara asla boyun eğmemesi gerektiğini emrediyor.

Hz. Muhammed’in en temel özelliği olan ‘El’emin’i doğru anladığımızda geri kalan özellikler çok daha iyi oturur.
Örneğin: dürüstlük olarak çevrilen Sıdk özelliğinin Peygamberlikle ne ilgisi var? sorusu sorulur.
Çocuklar muhtelif cevaplar verirler. Bu cevapları, Peygamberler ve Hz. Muhammed hakkı muhatabına göre eğip bükmeden söyleyen ve hakka/ doğruya sadık kalan insanlar oldukları şeklinde özetlemek gerekir.
Cesaret özelliğinin Peygamberlikle ne ilgisi var? sorusu sorulur.
Öğrencilerin cevapları dinlenir. Ve Peygamberlik cesaret işidir. Firavun gibi, Ebu Cehil gibi, Nemrud gibi statükonun zorba egemenlerin düzenlerine/ işlerine gelmeyecek şeyleri savunmak, suyu tersine akıtmak gibi ölümcül riskleri almak anlamına gelir.

Kur’an-ı Kerim daha ilk surelerden başlayarak zorlu bir mücadeleye çıkan Peygambere  (El’emin) ağır bir söz bırakacağını söylüyor. Ağır bir sözün ne anlama gelebileceği çocuklardan sorulmalıdır.
Çocukların cevapları, sözün hayatın içindeki etkisi /ağırlığı ve söze gelebilecek tepkilerin ağırlığı bağlamında toparlanmalıdır.

Kur’an, Hz. Muhammed’i, insanların gönüllerini okşayan, mistik vaazlar veren bir pir-i fani olarak anlatmıyor.
Ve ‘Ben sizin gibi bir beşerim, sadece bana vahyolunana tabi oluyorum” diyerek, bizim de örnek alabileceğimiz ve verebileceğimiz bir mücadeleyi verdiğini söylüyor.
Burada ‘Peygamberlerin niçin insanlar arasından seçildiği’ öğrencilerle tartışılmalıdır.
Çocukların cevapları, örnek alabileceğimiz bir model olmaları, bize kötülük ve kötülerle savaşımımızda liderlik etmeleri, İlahi mesajların beşeri kapasite ile yaşanabilir olduğunun canlı/ timsal olarak görülmesi, İyi insanın nasıl olacağının prototipi olmalar şeklinde toparlanmalıdır.

Ezcümle;
Hz. Muhammed’i de tıpkı kendinden önceki Peygamberler gibi, varolan dejenere düzen ve yapılara müdahale eden güçlü bir lider olarak anlatmak gerekir.
O’na nispet edilen özellikleri de mistik bir vaizin değil, güçlü ve devrimci bir liderin/ önderin özellikleri olarak anlatılmalıdır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.